Bisiklet

Bisiklet

Yeni yeni anlıyorum ki, cam fanusumdaki kelebek aslında benim değil. Aslında hiç kimse bizim değil. Biz sadece hayallerimizi, korkularımızı, umutlarımızı yani aslında gerçekten bizim olan şeyleri sevdiğimiz şeyler/insanlar üzerine yansıtıyoruz. Sonra da tamamıyla bize ait olduklarını düşünüyoruz. Aynı hayali kurmadıklarında apışıp kalıyor ve hatta sinirleniyoruz.

Acaba diyorum, eşyalara bu delice bağlılığım ondan mı? Onlar karşı koyamıyor; benimsin diyoruz, alıp evin en güzel köşesine koyuyoruz. Hiçbir yere gitmiyorlar.

Bu akşamüstü parktaki salıncaklar boştu. Hazalla biraz sallandık, ben şarkı söyledim. Önümüzden 14-15 yaşlarında bir kız bisikletiyle geçip durdu. Bisikleti ne kadar afilli diye konuştuk aramızda, fren lambası bile vardı.

Benim hiç bisikletim olmadı. Yani bunu böyle dramatik bir tonda değil de, normal durum cümlesi olarak söylüyorum. Bisiklet sürmeyi de arkadaşlardan birer tur alarak, direkt iki tekerlekli bisiklette öğrendim. Hayatımdaki başarı hikayelerimden biri...

Fakat insanın o şımarık, sahip olamadığını delice isteme dürtüsü var ya, işte hep ondan, bir bisikletim olmasını çok istedim. İstedikçe bir şekilde olamadı. Demem o ki, velespit bende bir ukte olarak kaldı.

Geçen yıl Milano'ya ilk gittiğimde aklımda bir bisiklet almak vardı. Bir taşla iki hayali birden gerçekleştirecek, hem evden okula bisikletle gidecektim hem de kendime ait bir bisikletim olacaktı. Sonra onu Türkiye'ye getiremeyeceğimi düşündüm. Sonra da ilk bisikletimi oralarda bırakırsam ne kadar üzüleceğimi farkettim, hele satmak zorunda kalmak! Aman allahım ne acı bir son olurdu. Sonunda yine duygularım mantığımın önüne geçti ve ben gittim BikeMi'ye üye oldum. Eh daha ekonomik olmuştu tabii. Ama yine bir bisiklete sahip olamamıştım.

Bu da bir bisiklete sahip olamayaşımın hazin öyküsü olarak burada kalsın. Eğer bir gün olursa da mavi ve sepetli olsun.

Bu gece hıdırellez; isteyip de alamadığımız her şey yarından sonra bize gelsin!

Devlet Adamı Üslubu

Devlet Adamı Üslubu

Metruk

Metruk