Go with the flow

Go with the flow

Genel olarak hayatım boyunca oldukça kontrollü bir insan oldum. Biraz içgüdüsel, biraz by nature, bir B planım olmadan herhangi bir adım atmadım. Güvendiğim/inandığım herhangi bir şey, bir özelliğim varsa, stres olmam. Bir de herkes gibi, bir şeyi gerçekten istersem kendimi adar ve genelde o şeyi alırım. Bu arada bütün bunlar profesyonel yaşamla ilgili. Duygusal mevzuları konuşursak o konuda pek ayarım yok. O derece kontrollü değilim, olunması taraftarı da değilim eheh.

Neyse.

Neden böyle bir giriş yaptım? Çünkü ciddi bir karmaşık ruh hali içerisindeyim. 

Buraya gelirken, çalışmakta olduğum işten istifaya o andan itibaren hazırdım. Zira bu benim hayalini kurduğum, hayatımın fırsatlarından biri olarak gördüğüm bir andı. Şükür, yaşadım ve sonuna gelmek üzereyim. Çalışmakta olduğum işten istifa konusunda hala aynı fikirdeyim. Ha bu noktada insan küçücük de olsa bir kuşku duyuyor mu, evet. Neden? Çünkü comfort zone dediğimiz bir şey var. Bir tarafta; garanti olarak duran, herhangi bir çaba sarfetmeden hayatına kaldığın leveldan, normal bir akışta ve en önemlisi kendi konfor bölgende devam edebilme olanağın var ve sen bu seçeneği çat diye eleyiveriyorsun.

Kimilerine göre bu, şımarıklık. Kimilerine göre, "neden olmasın? hayat sonuçta". Kimileri çekimser, eheh.

Fakat neticede bu benim hayatım, kimilerinin değil. Bu, insanların düşüncelerine önem vermiyorum anlamına gelmiyor elbette. Ama bir insanı hayatında en çok ne mutlu edecek sorusunun cevabını da en iyi o insan verebilir diye düşünüyorum. Buraya gelirken, hedeflediğim birkaç şey vardı. Hemen hemen hepsini yaptığıma inanıyorum. Fakat buraya gelirken, bir şey daha vardı kafamda; burada kalmak için elimden geleni yapacaktım. 

Zaman inanılmaz hızlı akıyor. Bu akış esnasında yaşadıklarımız ve kendimizdeki değişim de inanılmaz. Olayların tam olarak içine girmeden de çok güvenilir kararlar alınamayabiliyor. Oldukça basit bir konuyu, baya felsefik ele alıyor olabilirim; ama nihayetinde hayatımızda ne yapıyorsak, mutlu olmak için yapıyoruz bir anlamda. Her eylemin arkasında bir motivasyon vardır ve bu motivasyonu biraz eşelerseniz bir mutluluk umudu bulabilirsiniz. 

Temel konu mutluluk olunca, ben de burada (Brüksel'den bahsediyorum) kendimi mutlu hissetmediğimi ve bunun değişebilecek bir şey olmadığını gördüm. Milano'da böyle değildim mesela. Yine biraz eksiklik vardı, ama şu an içinde bulunduğum ruh hali yoktu. Belki de bunun arkasında, ekseriya yağmurlu ve depresif hava gibi çok basit bir sebep vardır, emin değilim. Ama bu bendeki etkisini değiştirmiyor. Tersine, demek ki beni mutlu edecek iklim, coğrafya bu değil diyebilirim. 

Öte yandan, bazı insanlar için, bu tamamen farklı çalışıyor. Bazı insanlar, şartlar ne olursa olsun, belirli bir süre için o şartlara katlanabilir ve tamamen sonuç odaklı düşünebilirler. Ki bu benim geçen sene bu bursu kazanmak için yaptığım şeydi tam olarak. Ve elde ettim. Ve açıkçası, yeterince tatmin oldum bu alanda, şimdi beni mutlu edecek şeyleri yapmak ve beni mutlu edecek yerlerde yaşamak istiyorum. Belki de bu bir zayıflık. Belki de bazı insanlar için hayal kırıklığı. Hatta belki de yanlış bir karar. Neticede mutlu olacağımı düşündüğüm yerde mutlu olmama olasılığım da var her zaman. 

Ama bunu denemeden bilemeyiz. Risk almak için bir yaş yoktur ama bazı dönemler risk almak daha kolaydır. Ben de o dönemin içerisinde hissediyorum. Hani bazen "bunu şimdi yapmazsam, bir daha yapamam" gibi hissederiz ya, onun gibi.

Şu anki müdürümün dediği bir şey olmuştu bu tip şeylerden konuşurken: "Go with the flow". Ya nasıl rahatlatıcı bir tavsiye ehehe. Kendisi son derece smart, son derece başarılı bir iş kadını. Bana, kendi tecrübelerinden bahsederken, bundan yaklaşık 17 yıl önce bugün olduğum yerde olacağımı hiç tahmin etmezdim demişti mesela. Laf olsun diye de değil. Hayatının akışını anlattığında ben de epey umulmayan bir durum olarak gördüm. Bu tavsiyeyi verirken de, otur evde amaaan gerisini düşünme minvalinde söylemedi. Demek istediği şey, bir şeylere şans ver ve hayatın getirdiklerine karşı açık ol. Ben de buna; bunun yanında ne istediğini bilemiyorsan bile, ne istemediğinin farkında ol diye minik bir ilave yapıyorum. 

Çabam bu yüzden yani. İnsanların tavsiyelerine saygım sonsuz. Çünkü konuştuğum kişilerin bana inancından veya iyi niyetinden şüphem yok. Ama beni mutlu eden şeyleri de tam anlamıyla bilemezler. Hayatta neye değer verdiğimi, neyin/nelerin daha önemli olduğunu.

Biraz sevdiklerin olmasından böyle oluyor. Benim gibi duygularının etkisinden çok da kurtulamayan bir insansanız, çok ani ruh hali değişikleri ve bir şekilde kararlarınızı verirken etki altında kalma hali olabiliyor. Çoğu zaman bundan şikayetçi değilim; bu da aslında derinlerde bir yerde benim de bunu istediğimi açıklıyor. 

Böyle anlatıyorum ama açıkçası somut olarak bir şeyden vazgeçiyor öbürüne yöneliyorum gibi bir durum da yok henüz. En başta da söylediğim gibi, zamanı geldiğinde yeterince akıllıca davranacağımı da biliyorum ehehe.

Önemli olan, içinde bulunulan koşullarda, bir insanın elinden geleni gerçekten yapıp yapmadığı. En azından benim için önemli olan. Çünkü sonrasında beni rahatsız eden, pişmanlık diyebileceğimiz tek durum bundan kaynaklı oluyor benim için. Ondan sonrası sevgili müdürümün de dediği gibi; "Go with the flow".

Bu sıkıcı ve son derece kişisel yazının sonuna gelmiş bulunuyorsunuz. Son derece kişisel ve son derece kişisel olan blogumda olmasa, sıkıcılığından ötürü özür dilerdim ama bu durumda yapabileceğim bir şey yok.


En sevdiğim Empire of The Sun şarkısıyla iyi geceler dilerim.

All Quiet | A Piece of Remark about Erich Maria Remarque

All Quiet | A Piece of Remark about Erich Maria Remarque

Sadece

Sadece