Are you water proof?

Are you water proof?

Bu soru, Brüksel'e girişte, pasaport polisi tarafından soruluyor size. Çünkü en mühimi bu... Brüksel'e takmış gibi görünebilirim fakat havadan sudan konuşuyoruz işte, fena mı?

Göçmüş Kediler Bahçesi

'nin nihayet sonuna geldim. Son bölümün başındaki alıntı, beni düşündürdü, dedim neden beraber düşünmeyelim? Zaten yazı yazamamak, istediğim nitelikte ve nicelikte okuyamamak beni epey geriyor. Benim önceliklerim bunlar zira. Dünya işlerinden unuttuk... Alıntı Demian'dan idi. Şöyle:

"Birbirimizi anlamasına anlayabiliriz; ama kişi ancak kendi kendine kendini açıklayabilir."

(Sayfa 228)

Hermann amcamız bu cümleyle; kendimizi, kendi kendimizden başka kimseye, hiçbir zaman "tam olarak" açıklayamayacağımızı söyleyerek, tüm dünyanın açıklığa kavuşma çabasını alıp çöpe atmıyor mu biraz? Belki anlarlar ama açıklayamayız gibi. Böyle yazınca da iyi bir şey gibi gözüktü bak ehehe.

Azhar bugün;

- Aynı filmleri tekrar tekrar izlemeyi, kitapları tekrar tekrar okumayı sevmen, ayrıntıları çok güzel yakalıyor olmandan dolayı bence, dedi. Bu yüzden her seferinde ayrı bir tat, başka bir bakış açısı gibi oluyor senin için.

Olabilir. Bunun üzerine pek düşünmemiştim. Benim için en sevdiğim filmleri tekrar izleyip, kitapları tekrar okumak bir nevî gerçeklikten kaçış. O nedenle her zaman güzel, her zaman tatlı. 

Sonra kahvaltı masasını toplamadan önce şeyi konuştuk; insanların huyları, çoğunlukla çevreden zamanla etkilenir ve/veya değişir mi, yoksa bu daha çok genlerle alakalı bir durum mudur? Mesela şerefsiz adamın teki, azmedip örnek bir birey olmayı bir şekilde başarabilir mi? Ailesi kopuk, babası her gün sarhoş bir çocuk, son derece başarılı, düzgün bir hayatı olan ve bir takım değerlere sahip, bunlara önem veren bir insan olabilir mi? Gibi.

İkimiz de bu konuda uzman falan değiliz, sadece psikoloji üzerine konuşmayı seviyoruz. İşte ben de konuyu kahvaltı masamızdan aldım, buraya getirdim. Barışmak için değil, yanlış anlamayın....

In my humble opinion, insanların özü değişmez. Peki bu öz nereden gelir? Genlerden gelir. Hem ne demişler can çıkar, huy çıkmaz. Konu da burada kapanmıştır ehehehe.

Böyle değil tabii tam olarak. Özü değişmez, evet. Fakat bir insan aklı selim olduktan sonra, hayatı üzerine insiyatif alabilir, kararlar verebilir ve yolunu seçebilir. Bu esnada hayatın destekleyici bir takım unsurları ortaya koyması, kişinin şansı olarak değerlendirilebilir. Öte yandan hiçbir şekilde imkan yoktu, başka çare yoktu, bana biraz fazla dramatik geliyor. "Urfa'da Oxford vardı da biz mi gitmedik" diyene, kendi kendini eğitmek için illa bir okula gitmen gerekmez hayatım derim. Öğretim önemli ama eğitim başka bir şey. Ay dur mevzu başka bir yere gidiyor gene B.T.'den sert sözler gelecek şimdi, neyse.

Azhar da çevrenin daha fazla etkilediğini söyledi. Aslında ikimiz de aynı şeyi savunduk da, öz meselesinde çok anlaşamadık. İnsandaki bir takım değişmesi zor veya imkansız olan ki bizim "öz" diye tanımladığımız bu özellikler benim kanaatimce daha çok duygusal, inatçı, genelde mantıklı, sabırsız olmak gibi nitelikler. Bunlar zamanla çevresel etkenlerle törpülenebiliyor fakat yüzde yüz değişemiyor bence. Sonra anlaştık ve tabaktaki son peynir dilimini de alıp gülümseyerek masadan uzaklaştım ahah. Dışarda tabii ki yağmur yağıyordu. Derken on dakika sonra güneş açıyordu. Ağlarken bir anda az önce ağlayan kendisi değilmiş gibi gülen insanlar misali. 

İşte insanlar çok değişik. İnsanları oldukları gibi kabul eden insanların fevkalade mutlu olduklarını gözlemliyorum. Her türlü ilişkilerinde. Bir de çok sakinler haliyle. Ama bence bu, resmen sihir gibi bir şey. Nasıl herkesi, her koşulda, oldukları gibi kabul ederek, ona göre yaşayabilir bir insan? Bazen becerebiliyorum da, kesinlikle her zaman değil. Bu durumun en önemli birinci koşulu, insanlarla ilgili beklentileri sıfıra indirmek. Gerçekten sıfıra ama. Beklentileri sıfırla Bilal. Ondan sonrası geliyor bence bu insanlarda. Ben teoride genelde iyiyim de pratik bazen kasıyor.

Şimdi bir arkadaşımın spotify listelerinden birini dinliyorum, In the Mood for Love'dan Yumeji's theme çıktı. Beklemiyordum, güzel oldu. Bak beklemeyince en normal şey bile güzel oluyor.

Bu durumda dağılabiliriz arkadaşlar. Yine çok güzel toparlayamadım ama uzun zamandır yazmıyorum ve kafam çok dolu. Yazmak istediğim bir sürü şey vardı, ondan toparlayamadık. 

Bu arada dün burda çok enteresan bir aktivite vardı. Her yıl olan bir şeymiş. İlk defa Brüksel'de duydum bunu. Dün gece 24 tane müzede akşam 7'den sabah 7'ye vodafone lularla konuşmak ücretsizdi ahaha, özür diliyorum, akşam 7'den gece 1'e kadar değişik değişik aktiviteler, minik konserler, sergiler, turlar ve enteresan performanslar vardı. Bazılarında dj bile vardı. İnsanlar bu aktivitelere katılıyor, bir şeyler içiyor, laflıyor, bir sanat sokağında takılıyormuşcasına zaman geçiriyorlardı. Bu yıl 9.su düzenlenmiş.

Buradan

şöyle bir bakabilirsiniz. Güzel etkinlik.

Siz daha güzelsiniz ama.

Hadi görüşürüz.

Sadece

Sadece

Open

Open