Open

Open

Porta Romana istasyonunda metrodan inince, Viale Monte Nero'ya sapıp azıcık yürüyünce karşınıza çıkacak, Milano'daki favori üç yerden biri "Open". Haftanın yedi günü açık. Biraz kırtasiye alışverişi yapabileceğiniz ufak bir bölüm, çokça kitap, kitaplık ve raftan oluşan ana salon, etrafında, cam kenarlarında büfeden aldığınız yemeğiniz/kahvenizle huzur bulabileceğiniz nefis bir mekan. Aynı zamanda çeşitli kreatif organizasyonlar için rezerve edilebiliyor. Etkinliklerle ilgili bir sınır yok esasında. Küçük bir toplantı, ilham arayan bir grubun istişare seansı veya ufak kutlamalar olabilir mesela. Eğer gideceğiniz gün, bu tarz bir etkinlik olacaksa, kapıda bir bilgilendirme oluyor ve ortak salonların ne kadar süre kullanılabileceği söyleniyor. Ama bu sizin bireysel çalışmanızı engellemesin diye özel okuma salonları/odaları da mevcut. Çok güzel cheesecakeleri ve hava ile uyumlu playlistleri var. Kahvelerine söyleyecek söz yok çünkü açıkçası burada olduğum süre boyunca ki yaklaşık 4,5 ay, kötü bir kahve içmedim. Milano'da bana her yer cappuccino eheh.

Monte Nero, siyah dağ/tepe demek bu arada. Porta Romana da Roman Kapısı yani Roma'dan gelenlerin girdiği kapı gibi düşünebiliriz. Roma'dan gelenler şöyle bir huzur bulsunlar diye de Open'ı açmışlar demek eheh. Neyse, Porta Romana ayrıca oldukça güzel bir muhit. Bugün her şey daha bir güzel gözüktü gözüme. Geçici olarak "Addio Milano" dedim.

Velhasıl, Milano'ya yolunuz düşerse buraya gidin. Sonra Botega Caffé Cacao'da brioshe yiyin, taze meyve sularından için. Öyyle gelene geçene bakın.

Her ayın ilk Pazar günü Milano'da -neredeyse- tüm müzeler ücretsiz. Eğer denk gelmişseniz, hemen yakındaki Pinacoteca'ya gidin; sırf bahçesi yeter.

Brera, gerçekten, Milano'nun en tatlış muhitlerinden.

Eğer yağmur yağıyorsa, biraz bekleyin, dinsin; sonraki hava enfes zira.

Artık sonra da aperativo saati zaten. Onun için de Sempione civarında Bhangra Bar'ı tavsiye ederim. Açık büfesi oldukça iyi.

Gece dönerken de parkın içinden geçmeyin; ne olur ne olmaz. Etrafından dolaşın ehehe.

Belli saatlerde Milano'nun her sonu sürpriz sokaklarında yürümek müthiş zevkli.

Bugün Azhar ile

bu

hikayeyi konuştuk. O da O. Henry severmiş meğer. Metrodan inip durmuş meydana bakarken, bi an aklıma geldi nedense. 

Unutmadan; bugünkü Open playlisti "Acoustic Winter". Spotify'da bulabilirsiniz. Bon Iver-Holocene ile başlıyor...

İyi geceler.

Are you water proof?

Are you water proof?

Centrale

Centrale