Manzara

Manzara

Geç gelen blog.
Hiç yazmıyorsunuz artık, aşk olsun. Ölüm gibi bir şey oluyor öyle, yapmayın. 
Ben de yazamadım. Vakitsizlik de değil de, zamanı gelsin de öyle yazayım durumu. Ki, bir şeyleri yapmak için zamanının gelmesini beklemek çok saçma. Ne zamana kadar bekleyebileceğimizi biliyormuş gibi...

Ama bundan sonra daha fazla yazacağım gibi geliyor. Belki kendimle daha çok başbaşa kalacağımdan, belki yalnızlığı azıcık daha fazla hissedeceğimden. Çünkü gidiyorum. Bir süre buralarda olmayacağım. Ay böyle deyince çok havalı gerçekten. Ama burada olmayacağım derken, yayına başka bir ülkeden bağlanacağım demek istiyorum. Buraları boş bırakmak niyetinde değilim.
Zamanı gelmişti bence. Sonrasını bilemem ama, bu yıl böyle olması çok iyi oldu. Ankara ve Türkiye ile birbirimizden umudu kesmiş gibi hissediyorduk. 2008'den beri düzenli olarak ve sık sık taşınan biri olarak, toparlanma vakti geldiğinde, anlarım. 2008'den beri düzenli olarak ve pek sık taşınmışım düşününce, evet. Bir yerden veya birilerinden kaçar gibi değil, sadece öyle denk gelmiş.

Şu anda, pek bir şey hissetmiyorum doğrusu. Başka bir ülkeye, banka hesabı açmayı, fiscal code almayı gerektirecek kadar yerleşmek nasıl bir duygu olacak, merak ediyorum sadece. Bunun dışında, kitabıma başlamak için uygun zamanın nihayet geleceği konusunda güzel duygular içerisindeyim. Başlarda adını tam olarak telaffuz edemediğim, insanların aileleri ve köpekleriyle geldikleri parklarda, muhtemel bir pazar günü, önsözü yazarım gibime geliyor.

"- Manzarada kaç 'a' var?
 - Ne kadar şaşırdığına bağlı..." 

Bu olabilir mesela. Burayı hala okuyan birileri varsa, onlar için dev bir spoiler oldu, heyecanı kaçtı. Ama bu daha önsöz namzeti. Siz yine de kitabı okuyun derim.

Bu arada komşuluk, mahallelilik bitmiş. Civar esnafa, yakında taşınacağım kutu lazım diyorum, bizde kutu olmaz ki diyorlar. Malları noel baba bacadan atıyor tek tek herhalde. Şu an yok deseler anlayacağım da, bizde olmaz falan... Ben de free shoptan bir sürü hurç aldım. Kutulardan daha fazla güven veriyorlar hem. Altı açılacak mı, yarı yolda bırakacak mı beni demiyorsun. Hurç bi defa, adı bile daha heybetli. 

Neyse, artık yatayım. 
Tekrar görüşürüz.

Bu da yatmadan önce geceyarısı müzikleri. Like old times...


Deli

Deli

Tatami

Tatami