Yeni Klasör

Ofiste kaç gündür herkes hasta. Ben de ortalıklarda "Ay en son ne zaman hasta oldum hatırlamıyorum ehehe" diye dolaşıyordum. Derken bugün aralıksız hapşurmalar, gözlerin bayıklaşması, vücutta bir dövülmüşlük hissi ve sonuç: Burnumun yanları yanıyor albayım!
Üstelik kendi kendime maşallah deyip, kulağımı çekip tahtaya bile vurmuştum. Yumuşak mendilim var Allahtan. Peçeteyi hiç sevmiyorum. Burnumu zımparalıyor gibi oluyor. Yumuşak mendilim var da, bir çorba yapanım yok =/ İnsan bi' içerliyor. Sonra halsiz düşüp uyuyordur muhtemelen.

Dün gece yatmadan önce "Hayalet Gemi" dergisinin 1992/Şubat sayısını okudum biraz. Çünkü Şubat ayında doğdum ve ben henüz 2 yaşındayken insanlar neler yazıyormuş merak ettim. (Ay yaşım ortaya çıktı!) Derginin pdflerini indirebiliyorsunuz biliyorsunuz. Neyse, Madonna Açmazı diye bir yazı var orada, okuyun onu. Özellikle hoşuma gitti o yazı. Burnumdan fena halde sızıntılar başladı bu arada. Ama olsun, biraz daha konuşalım. Böyle der mesela biri ve genelde kendisi anlatır sonra da defolup giderse öyle insanlardan uzak duruyoruz arkadaşlar. Onlar Rowling'in Ruh Emici diye tabir ettiği yaratıklara karşılık gelen insanlar ve aslında bence çok mutsuzlar. En sevdiğim olay da, şöyle çot diye kişilik veya ruhaniyet analizi yapmak ahah. Aslında banane yani. Bursa'ya geldiniz mi hiç? Gelenler linke iki defa tıklasın. Huzurlu ve yeşil bir şehir. Ben Bursalıyım. Zeki Müren de mesela. Ama lütfen şu geyiği yapmayın artık. Yüzyıllardır aynı şey arkadaşlar yahu. Neyse yeşil evet. Geçenlerde Bursanın ne kadar yobaz olduğunu kanıtlamak için, Bursa denildiğinde akla gelen yeşil renkle ilinti kuran ufak bir konuşmaya rastladım ve insanlığa olan inancımı kesin bir şekilde orada yitirdim. Hacı yeşiline mi dokundurmaya çalışıyorsun yani insanüstü bir gayretle dolaylama yaparak? Bak bak bak, argümana bak. Bilimsellikten falan öleceğiz diye korkuyorum yani. Böyle sevimsiz bir sürü şey her gün. Siz de çok sıkılmıyor musunuz? Onca insan felsefe kitabı falan okuyor, bir sürü alıntı yapıyorsunuz her gün, peki neden her geçen gün içi boşalan bir ülke oluyoruz? Bence instagramda çok vakit geçiriyorsunuz ve bunu %95 güven düzeyiyle söyler, test ederim.

Dün gece rüyamda Budapeşte'deydim. Hava çok güzel ve güneşliydi ve ben gittiğimde kahve içtiğimiz yeri arıyordum sokaklarda. Dolaştığım sokaklar tamamen bildiğim yerlerdi. Bilinçaltına bayılıyorum. Şöyle ki, çok kez, hiç bilmediğim ve tanıdık biriyle karşılaşma olasılığımın çok düşük olduğu bir yerlere gitme ihtiyacı hissederim. En sevdiğim şeylerden biri Google map e adresler yazıp bilmediğim ülkelerde, şehirlerde turlamak.

Geçen Bologna'da turladım. Neden acaba?

-To be continued-
 

Prag'ta Bir Gece

Prag'ta Bir Gece