Yaz Müziği

Yaz Müziği

Farklı olan şeylerin korkutucu, anlaşılmaz, ayıp veya günah olması son derece klişe kalmıyor mu artık? Hala böyle düşünenleriniz olmasına inanamıyorum.

Bir insanın kendi mantık düzeyinde insanlarla anlaşması şaşırtıcı bir durum olmaz mesela. Asıl mevzu, farklı düşünenlerin bir araya gelerek bardak tokuşturabilmeleridir.

Bu yılın yarısında öğrendiğim bir şey oldu: Nasıl davranıyorsan/davrandıysan öyle bir muamele görmeyi hakediyorsun. Ay bu çok eski bir kural, sen yeni mi öğrendin şekerim? diyenlerinize, hayır, fakat pratikte yeni yeni iyileşiyorum derim. Çünkü bende doğuştan gelen, bu nedenle şu ana kadar değiştirmeyi/törpülemeyi hiç düşünmediğim bir özellik var ki, o da nezaket. Fakat son derece çirkin ve düşüncesiz davranışlar nezaketi haketmiyor.Yani ısrarla nazik olmaya devam etmek, çizginizi bozmama durumu değil de, salaklık oluyor bence biraz. Dumbledore bile ne diyor:

"...Aynı annen gibi fazlasıyla kibarsın. İnsanların her zaman küçümsediği bir özellik maalesef."

Bütün bunları "lanet olsun bu hayat" hissiyatları ile değil fakat kabul etmeliyim ki biraz hayalkırıklığı ile yazıyorum. Anlaşılmadığını düşünen insanların kendilerini gereğinden fazla önemsediğini düşünüyorum. Öyle ki, anlaşılmak için ne yaptım veya nasıl davrandım sorularını çoğu zaman kendilerine sormazlar.

Ama Kaş harika bir yermiş. Öyle öyle. (Önceki tatsız paragraf yazılmamış gibi davranalım).

Geçtiğimiz hafta değil ondan önceki hafta 3-4 gün Kaş'a kaçma olanağı bulduk. Yani aslında böyle spontane gelişmiş, özel uçağımıza atlamış gitmiş gibi bir durum bildirimi oldu fakat aslı öyle değil. Bir ay öncesinden planın ana hatları çizilmiş, son derece sevimli bir otelde yer ayırtılmıştı. Aa bi ara bookingten yorumlar yapıp, yıldızlar vereyim otele sahi. Gerçekten kafa dinlediğimi hissettim ve ellerim buruşana kadar yüzdüm. O kadar güzel günlerdi ki, sonrasında hep "güzelgünlerçabukgeçer" etiketli fotoğraflarım oldu =(

Kaldığımız otel bir aile işletmesiydi. Oğulları hemen hemen bizimle yaşıt olup, yapılacak şeyler ve yenilecek-içilecek yer bulma konusunda on numara bir rehber oldu. Cidden orda bir süre sabitlenmek istedim. İş hayatının insanı getirdiği noktaya bak..

Bir sürü köpek var Kaş'ta. Çok da oyunbaz, insan canlısı tipler. Kaleköy'de şahane ev yapımı dondurmalar var. Akvaryum Koyu'nda yer yer carettalar. Bir de yanınızda başınızı huzurla yasladığınız bir omuz var ise, çok iyi gidiyor. Hayır öbür türlü hiçbir yerin çok da bir anlamı yok gibi...

Sonra arkama baka baka Ankara kırsalına geri döndüm.

Hikayenin sonu üzücü bitiyor yani.

Bu da dönüşte, çılgın virajlardan son hız geçerken savrulayazdığım ama telefonu da elimden bırakmadığın bir anın karesi.

"I had a little tree but it died right in front of me"

 çok hüzünlü bir şarkı sözü değil mi ya =/

Düşündüm de

Düşündüm de

Buono città: Turin

Buono città: Turin