Prototip


"Artık Çek istemiyoruz!" demiş Hitler 26 Eylül 1938'de.

Şu an tam olarak Melih Kibar'ın, Çiğdem Talu öldükten ancak yıllar yıllaar sonra ona "Sessiz Veda" bestesini yaptığı durumdayım. Yani buraya bu gece yazmaya niyetlendiğim şeyi, ihtimal, 4-5 sene sonra kitabımda okuyacaksınız.

Allah kahretmesin böyle besteyi. Sevdiği olmayanı bile, sevdiğini kaybetmiş hissettiriyor.

"Bir insanı umutsuz bir durumda gözlemliyoruz, durumun umutsuz olduğunu biliyoruz ve umutsuz durum kavramını da biliyoruz, ama bu insanın umutsuz durumuna karşı hiçbir şey yapmıyoruz, çünkü biz kelimenin tam anlamıyla böyle bir insanın umutsuz durumu karşısında aciziz, oysa böyle bir insanın ve onun umutsuz durumu karşısında aciz olmamak zorunda olduğumuzu kabul etmeliyiz."

-Yürümek/Thomas Bernhard

Peki aciz olmanın tam olarak ne demek olduğu konusunda fikrimiz var mı? Umutsuz durumda olan bir insan karşısında tepkisiz kalmak, acizlik olarak nitelendiriliyor şu günlerde. Bunun aynı şey olmadığını kabul etmeliyiz.

İtiraf edeyim, ağır bir kitap. Yarıda bıraktım. Geniş geniş okumalıyım dedim. Bir sayfada 3-5 dk. oyalanarak. Ama kitabın, üst kısımda alıntıladığım arka kapak kısmıyla, uzun sayılabilecek bir yürüyüş sonrası karşılaştım. Yani bu, yürürken en verimli düşüncelere sahip olmak düşüncesini sık sık düşünürdüm. İnsan en güzel, yürürken düşünüyor sanki. Yürümek insanın kendi içine yaptığı bir yolculuk. Rotası belli değil. Varır mısın onun da garantisi yok. Ama güzel.
Bitsin, yine konuşuruz.

*Başlıktan da anlaşılacağı üzere, motoru ısıtmaya çalışıyorum. Aynı zamanda profesyonel kimliğimi temsilen bir terim olsun dedim. Son derece sevimsiz bir post olduğunun da farkındayım.







 
Monolog

Monolog