Fillerin ayini

Fillerin kafamın içinde ayin yaptıkları bir gece daha, yapmam gereken bazı şeyleri şööyle kenarı atarak, oturmuş size yazıyorum. Özlemiş olabilirim, bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa, "bilmiyorum" diye bitirdiğim cümlelerimden eminim. 
Biraz uzun olmuş. Arayı açmışız. Önemli değil. Geç kalmadan gelebilmek önemli bence. Zor olan gelmek olunca, geç kalmak bahanesi oluyor. Geç kalabilmek kolay çünkü. Bence herkes rahatlıkla her gün, her yere geç kalabilir. Bugün kaç kez Madrugada dinledim, bilmiyorum. Bu paragrafın sebebi bundan. 
This old house dinlediğinizde, o an her ne yapıyorsanız aniden anlamsızlaşıyor. Hayalgücümü zımparalayan bir şarkı bu.
Yarım kalmış her şey canımı sıkıyor bu aralar. Masanın üzerindeki yarısı dolu bardağı alıp duvara fırlatasım geliyor. Yarısı yenmiş çikolatalara gıcık oluyorum. Yarısında çalmayı kesen youtube videolarına atlayasım var.  Ve bunun sebebini irdelemek için çocukluğuma inmemize gerek yok. 
Bütün gidişler canımı sıkıyor. Elimde olsa, sevdiklerimi bakkala bile göndermem. Elini tutarım, gel beraber gidelim, torbaları da beraber taşırız derim. Hayatı kolaylaştıracak pek çok yaratıcı çözüm önerim var. Ama herkes hayatından memnun sanırım.
Birbirini seven insanların -ilişki düzeyleri ne olursa olsun- olabildiğince yanyana olmaları taraftarıyım. Böylece enerjiyi bir yönde toplayabilir ve o yönde mükemmel bir yeniden doğuş yakalayabiliriz. Bunu en çok, birine sarıldığınızda hissedersiniz. 
Yaklaşık iki haftadır, altı aydır olmadığım kadar huzurluyum ve bunun sebebini gözlerinizin içine bakıp sabaha kadar anlatsam; "ya pek anlamadım aslında" diyebiliteniz oldukça yüksek. Ve yine bence, bunun sebebi gerçekten huzurlu olmam. Gerçek mutluluk, gerçek huzur; bunlar pek sağlıklı açıklanamayan kavramlar. Kendi kendinize gülümsemeniz hala yadırganır. Çünkü sağlıklı gözükmez. Ve biz güvenilir şeylerden hoşlanırız. 
Bütün o koyuluk, yine aynı öyle kopkoyu bir gece aydınlandı. Karanlık dehlizlerimin nemli koridorlarından ufak pencereler açıp havalandırdım. İçeri güneş girdi biraz. Ve böyle hissedeceğimi bilseydim, bunun için beklemezdim. Düşünüyorum da; insanlar "bilse" kim bilir neler yapar, neler yapmazlar. Dünya çıldırmış gibi görünür eminim. Hiçbir sürprizi de kalmaz. 
Şimdi her şey biraz daha ferah, daha net. 
Bunun yanında, anlatmaktan beyninin dağıldığı bir noktada hala ifade edememek son derece ürkütücü. İşte o noktada, çok basit cümleler çıkıveriyor ağzımdan. Midesi bulanan düşüncelerim tuvalete gidip bir güzel boşaltıyor içini ve geriye hissettiklerim kalıyor. Hep diyorum ya, "insan yanlış hissedemez." diye, doğru o. Hissettiğiniz zaman, ne demek istediğimi anlayacaksınızdır. 
Uzun sayılabilecek bir zamandır, içinde olduğum an, son anımmış gibi yaşamaya özen gösteriyorum. Dolayısıyla mutluluklarım daha sek, daha dance of banana. (Böyle bir kokteyl var eheh) Bazen o anları kendim seçiyorum. Geçmiş kitaplığımdan özenle indirip, üzerindeki tozu bir hareketle silip, şöyle bir kokluyorum. Sonra içine doğru akıp, orda mıhlanmak istiyorum. İleri gidiyorum; orda yaşamak istiyorum. Bu bir tür terapi. Meditasyonun level atlamış hali. Konsantre olmayı geçip, adaptasyona kayıyorsunuz. Ama gerçeklik otobanından sapmadan, adapte olmadan, o aradaki ince çizgide yürüyor, cambaz oluyorsunuz. İşte tüm bu serin ve de derin duygular yalnızca tek bir şeyi farketmeme sebep oluyor; özlem. Geçmiş, her zaman en özlenen olarak kalacak. Yarın da bugünü özleyeceğiz muhtemelen. O yüzden bugünden yarını düşünmek anlamsız. Tek gerçek hissettiklerinizdir. Onları geçmişte tutamaz, bugüne uyduramaz ya da geleceğe ışınlayamazsınız. Her nefeste içinize çeker, sonra dışarı çıkarırsınız; hepsi bu. Belki anların anlamı, hissettiklerimiz kadardır. 
Uykum geldi. Ve çok özledim. Ellerimi ve burnumu ısıtamıyorum. Bir avcun içi, hiç fena olmazdı. Kalp kapakçıklarınızı okşayan insanları tutun ve bırakmayın. Bu arada ben de, en sevdiğim kitaplardan derlediğim alıntılardan oluşan bir duvar kağıdı yapma fikrine kapılayım. Güzel olabilir aslında. Keşke şu an gözümün önüne gelen görüntüyü screen shot alıp sizinle paylaşabilsem. Fakat just my imagination. Gerçi yakında o teknoloji de çıkabilir. Ben de muhtemelen hala, uzaktan kumandaya şaşırıyor olurum. 

Bu klip makes me cry nedense.




Bazı şarkıların havaya ihtiyacı vardır, camı aç.

Adsız