Dereotumuz geri dönmüş. Şöyle biraz blog okuyayım dedim; kendisini görünce bir sevinmek bir sevinmek.
Bakın adamımız evlilikle ilgili neler demiş: (bir kuple ben vereyim, sonrasını siz okuyun.) "işte öyle, evlilik siz neyi yapıyorsanız, onu güzel gösteren bir şey. sanki her an "hayatımın en mutlu anı" dediğiniz an. ne giyseniz yakışıyor. "evlilik, insanın ne yapıyorsa yapsın kendine yakıştırmasıdır" diyelim."

E bir de yeni yıla girdik tabi. Bu değişik bir şey değil gerçi, her sene oluyor. Bu yıl, benim için iyice yeniydi gerçi. Yeni ev filan. Ama iddia ediyorum evimdeki sofra, ambiyans hiçbir Ankara mekanında yoktur. Hele içinde sevdiklerin de varsa, o ev Hansel ve Gretel'deki şekerden eve dönüşüyor adeta.
Ama her sene, yeni yılın ilk saati, vaktin geç olup olmadığını önemsemeden cebinde çikolatayla birileri gelmiyor. Hem de taa nerelerden. E hal böyle olunca, kış ortasında çilek gibi dolaşıyorsunuz ortalıkta. Aslında o kadar sevdim ki, kıyıp yiyemedim, o derece.
Ama çok iyi gösteremedim bunu sanırım. Şaşkınlık büyüktür mutluluk olunca, mallık sonsuza gidiyor resmen bende. Napalım, alışkın değiliz. Sürpriz yumurtadan çıkmadık neticede.
Yılbaşı gecesi hafiften bi tarafım dondu. Ama hiçbir yılın başı böyle sevimli olmamıştı sanırım..
Bugün de ofiste masamın üzerinde küçük bir kutu buldum. Üzerinde "mutlu yıllar" yazıyordu ve isim yoktu. Proje müdürüme sordum, dedim kim getirdi bunu. Bilmem, yeni görüyorum dedi. Başka da kimse yok o an ofiste. Dedim, sormayayım, kurcalamayayım, hatta kutuyu bile açmayayım. Tabi yok öyle bir dünya. Açtım, minik bir kolye. Ah dedim kolyeleri sevdiğimi bilen biri. Ama kim?
Bilmem.
Boşversene. Doritos yiyorum gözlerim kapalı. Yoğurtlu naneli sos da var. Mis.
---
Odama küçük birkaç eşya daha almam lazım. Bir de babama dünyanın en güzel hediyesini almam lazım. Bakacağız.
Dün en sonunda Pazarları Hiç Sevmem'i izleyebildim. Orda bir replik vardı Melisa Sözen'in. Arkadaşları diyor ki, "Eve gidip ne yapacaksın?". O da diyor ki, "Bilmem, ağlarım herhalde." Ay pek dokundu bu bana. Yakın hissettim kendime o an fazlasıyla.
Sonra da yattım işte. Tatilimin son günü pek hızlı geçti. Sızdım ve rüya gördüm. Çok ağladım rüyamda. Sarılıyordu biri, alnımdan öpüyordu ama ben ağlıyordum. Sonra uyandım.
Bütün gün keyifsizdim.

Sonra radyoyu açtım, bu çıktı.

Kindle