Çok iyi tanımadığım, çok yakınım olmayan birine kendimle ilgili bir şeyler anlattıktan sonra eksilmiş gibi hissediyorum. Aslında tam tersi, bunun insana iyi geldiğini söylerler. Çok yakın olmadığın birine daha kolay anlatırsın bazı şeyleri derler. Pek öyle değil bence. Sonraki hissiyatı rahatlık değil yani.
Burn'ü ziyadesiyle özledim. Bugün doğum günü. Bugün güzel bir gün. Ama bunu ona yeteri kadar ifade edemedim sanırım. Geldiğinde, acısını çıkaracağım. Ne tarafa söz veriyoruz hocam? 
Huzursuzluk. Artık onu da hayatına bir şekilde dahil etmiş oluyorsun çünkü. O hiç konuşmamış, metrodan inince yanyana geçen iki yabancı insan gibi olmuyorsunuz artık. 
Issız yerlerde kendin için bir evren ol sözünü düşünüyorum bu aralar sık sık.
Biraz öyleyim çünkü. Ve böyle olabilmek güzel bir şey. Bugün Burn'e attığım mailde; "Bazen geçmişi düşünüyorum. Dönüm noktam olarak düşündüğüm anlardan birinde farklı bir seçim yapmış olsaydım ne olurdu diye. Pek çok farklı şey olabilirdi. Ama gelgelelim hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Geçmiş orada kaldı. Son otobüsü kaçırdı. Şimdi kendi hayatını yaşıyor. Ama biz burdayız.. İşte bazen onu ve bıraktığım yeri düşünürken, içimde ufacık bir pişmanlık olmuyor nedense. Çünkü ... "
---
"Geçmişle yaşamıyorum ama onu da unutmuyorum. Bayramlarda falan ziyaretine giderim yani. Çünkü önümde daha muamma bir yol var; gelecek. Hatta bundan bir saat sonrası bile öyle. Kendim, tamamını elimde hamur gibi şekillendirebilir miyim bilmiyorum ama deneyebilirim. Denemeden hiçbir şeyi bilemeyiz ne de olsa di mi.. Kozaya girmeden kelebek olamazsın gibi bir söz vardı, tam hatırlamıyorum, cümlenin içine etmiş de olabilirim eheh. Neyse, nasılsa sen anlarsın. SEN ANLARSIN. İşte ben bunu seviyorum.."
dedim.
Yazarken, keşke burda olsaydı da aylak bir Ankara akşamı bi yerlerde otururken deseydim diye de içimden geçirdim. Özlemek bu tarz bir şey.

Eski adı Siyam olan ülke hangisiymiş biliyor musunuz? Hadi bakalım. Bulmacanın cevabı haftaya. Eheueh. Siyam ikizleri muhabbetinin konuyla bir ilgisi var mı onu irdeleyeceğim sonra da.

Mutlu sonları seviyorum. Bu kadar fazla sevmeyi nerden öğrendiğim konusunda hiçbir fikrim yok.

Silver Linings Playbook Soundtrack-Happy Ending. (Burada öpüşmeden önce kızın verdiği tepkiye kalp yapmak istiyorum müsadenizle. Ehehe. İzleyin de konuşalım azıcık.)


Sokak kedisi Bob

Yoruluyoruz reyiz!