Anne başlığımı bulamıyorum?


Sana mutluluğun fotoğrafını çektim abidin. Nasıl? Güzel tabi. Böyle dibin düşer işte. Film de çok güzel. Bahsetmişimdir birkaç kere zaten. Müzikleri oynatır, güldürür, eğlendirir. Aç dinle bak.

Sabah yine kocaman bi dağınıklığa uyandım. Kafamı balyozla parçalamışlar; içindekileri de sağa sola fırlatmışlar gibiydi. Korkunçtu anlıyo musun? Ve rüya falan değildi. Duvarda ne idüğü belirsiz izler, kalbimde kan lekesi.
---
Böyle bir şeyler olmadı tabi. Son birkaç post epey yüreğinize dokundurmuşum, öyle de devam edeyim dedim ama yemiyor.
Sabah yine kocaman bir dağınıklığa uyandım zira odamın her yeri kutu. Koymayı unutmayayım diye ortalığa çıkarttığım bir sürü ıvır zıvır. Yarın perşembe ve odamda pazar var diye rahatlıkla yedirebilirim misal. Baktıkça uyuyasım geldi. Yine yattım. Rüya bile gördüm hatta ama hatırlamıyorum. Karışıktı odam gibi. O kadar hallerinden memnun duruyorlar ki, toplamaya kıyamıyorum yeminle.
Haftaya gidiyorum belki ondan.
Benim için olaylar ciddiye binmediği sürece, kaf dağının arkasında sapa bir köy gibi. Sonra ciddiye biniyor, bir bilet alıyor ve ne bileyim.. Canım dramatize etmek istiyor biraz belki. Biraz anneme falan şımarmak istiyor. Biraz Ankara çekiyor; deniz kokusu duyunca da "hoop nereye" diyor.
Neticede artık Ankara'ya yerleşiyorum gibi. İş güç falan. Ama o ciddiyete henüz erişemedim. Büyümeyi bi tarafım yemiyor. Kimin yemiş ki? Bunu akşam yemekte tatlı kaşığı kullanırken nedeni sorulduğunda, "büyüğünü gözüm kesmiyor." diyerek ima ettim aslında. Yalnız üstünü baya kapatmışsam demek ki, beklediğim etkiyi yaratmadı.
Neyse.
Çok konuşuyoruz bazen. Ama konuşmasak da olmuyor. Laf lafı açmış bi kere. O ilk lafı kim attıysa ortaya, burdaki sıradaki şarkıyı ithaf ediyorum kendisine. Bu da iyi niyetimin bi göstergesi. Gelsin, tanışabiliriz. Nasıl da bağladım ama mevzuyu eheuh.

Gizli komiğim bence.

Tasnif dışı