Bir de şey var. "Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var" diyerek Behramoğlu'na bağlamak niyetinde değilim ama, şu son birkaç ayda, bazı şeylerin ne kadar pamuk ipliğinde olduğunu öğrendim. Bunu o anın içinde göremiyorsunuz çünkü ne yazık ki o teknoloji gelişmedi henüz. Ve yine çünkü, siz o sırada kafanız net dolaşıyorsunuz ortalıkta. Karşınızdakiyle konuştuğunuzu, fikirlerinizin paralel falan olduğunu sanıyorsunuz. E neden? Zira kişi size cümleler kuruyor daha ne olsun. İnsan gördüğüne ve okuduğuna; herşeyden öte, duyduğuna inanabilitesi olan bir yaratık. Zannediyorsunuz ki söylenenler sözdür. Düşünülmüştür. Sorular yanıtlanabilir cümlelerdir. 
"Bana söylemek istediğiniz bir şey var mı?" desem ve en söylemeniz gereken anda söylemeseniz o "şeyi", kusura bakmayın ama siz kalıpsızsınızdır. 

Diyor yazar yine bir öyküsünde. Konudan konuya atlıyor.

Daha dün annesiyle babasının arasına koşturan zübidik tip ben, çalışan bir bayan oldum iyi mi. Toplu taşımalarda, camiada falan o ağırlıktayım artık. Daha başlamadım gerçi. Başlamadan böyle başlıksız postlar atıyorum işte bol bol. Sonra neme lazım, Ankara bu; ciddiyete davet eder filan. Ve önünü ilikler gidersin.