Hakiki tosun paşa benim

Bu da twitter suretim. (Tiklamayin bosuna, twitter hic sarmadi beni)

Twitter a olan duruşumun üstüne bir çizgi çektim. Dün altını çizdiğim şeylerin bugün üstünü çiziyorum Demirel stayla euehue.
Çünkü can sıkıntısı insanı aklın sınırlarını zorlayacak biçimde saldırgan yapıyor. Böyle oraya buraya saldırıyorum.
Ve hazır konusu gelmemişken Junot Diaz'dan bahsetmek istiyorum. Dominik asıllı yazar. İlk öyküsü The new yorker'da yayınlandığında 21. yüzyılın en iyi 20 yazarı arasında gösterilmiş. Halen MIT'de yaratıcı yazarlık dersleri vermekteymiş.(Asıl ilgilendiğim kısmı bu oldu)
Şimdi gelelim sebebi ziyaretimize.
Beni onunla tanıştırsanıza. Şu yaratıcı yazarlık derslerinden birine girsem yeterli.
Çok mu konuştuk? Şu çayları tazeleyelim madem öyle.
Şarkı da değişmişken hazır. Oysa ki bugün burada paylaşacağım şarkı o olacak sanmıştım. Neredeyse emindim. Bazı şarkılar çok güzel başlıyor, ah diyorsunuz işte bu, derken..
Onu paylaşmayacağım yani, beğenmedim.
Geçen gün Turgut Uyar vs. Cemal Süreya ile alakalı bir takım postlar gördüm çeşitli sosyal medya mecralarında. Sevgili ölüm yiyenler, bırakınız konuşulsun, bırakınız sevilsin. Bırakınız "overrated" olsun. O lafları siz biraraya getiremediniz diye mi bu çirkinlikler? Siz onca tumblr, blog, twitter kasarken gidip gidip bu adamların sözleri, şiirleri paylaşılıyor diye mi?
Yok caaanım.
Sizi seviyoruz ruh emiciler. Benim patronusum 0.5 faber castell. Ağzınızdan girer burnunuzdan çıkarım alimallah.
Şaka bir yana kalemi ben bulmak isterdim.
Faber'in üçüncü göbekten akrabası falan da olabilirdim farketmez.
Şimdi diğer koltuğa geçip biraz da öteki duvara bakarak bunu düşünücem.
Hangisi ağır basarsa haber veririrm merak etmeyin.
Twitter'da söylerim ama hayır takip etmezseniz de öğrenemezsiniz naaber. Sen takip etmezsen öbürü takip etmezse çıplak ayak nasıl fenomini olucak?

Devotchka-Along the way


Burak Aksak