Tombik döner

Bilmiyorum.
Yani bazen GERÇEKTEN ne istediğimi bilmiyorum.
Daha doğrusu çok yanlış olan bu cümleyi şöyle düzeltmek gerekirse; her zaman GERÇEKTEN bir şey istemem gerekip gerekmediğini bilmiyorum.
Bana sorarsanız bu şart değil.
İnsanın, pek çok kişiye çok kilit gibi gelen konularda bile en ufak bir isteği olmayabilir içinde. Ve bu o insanın illaki depresyonda veya vazgeçmiş olduğu anlamına gelmez.
Ben bazen gerçekten çok basit bir şey istiyorum ve bu garipseniyor. Yani o kadar basit ki, faber castell yumuşak mavi silgi kadar basit.
Ha o arada pek çoğunun dünyayı kurtaracak ciddiyette planları oluyor ve cool olan, marjinal olan, hatta hafif manyak olan siz oluyorsunuz.
Halbuki sıradanlıktan ölebilirim bence. Hele de bu aralar.
Ulan bizim mutfaktaki el bezi, ben kendimi bildim bileli sarı. Ve el bezi değil o, sarı bez.
Hayır bunun allı morluları, vay efendim desenlileri falan vardır artık eminim. Ama bizde sarı bez hala. Bu değişirse hassas dengeler alt üst olabilir bile.
Hani marjinal bizdik?
Derken konu dağılır gibi oldu, toplayalım.
Keşke bu yeti herkeste en çok olsaydı mesela. Toplamak.
Çünkü ağzını toplayamayan ve günden güne kötü bir salgın gibi yayılan "her konuda söyleyecek bir şeyi olma ve muhtemelen kendisinin en haklı olduğunu düşünme" hastalığına tutulmuş zibilyon tane adam var ortalıkta.
Konu hala dağılıyor di mi. Nereden tuttuysanız elinizde mi kaldı? Bana bırakın. Ehueheu.
Ya sanırım bu konu, giderek isteklerimiz doğrultusunda hareket etme özgürlüğünden uzaklaştığımız bir dünyada yaşadığımızı farketmemden başladı. Daha doğrusu öyle bir ülkede yaşamadığımız gerçeğini farketmemden.
Peki hep böyle miydi bu?
Neden daha bi mutluydu 70lerde insanlar. Mutsuz ama daha bir mutlu.
Bize mi öyle anlatıldı yoksa. Onlar da mı değildi?
Ben bu oyunu bozarım arkadaş. Eheh.
GERÇEKTEN mutlu olanların sağladığı çoğunluk bizi doğru yola götürecek bence.
İnsanların dünya üzerine düşüncelerini içeren ve temelde -her yönden- insan ilişkilerini konu alan kitaplar daha çok yazılmalı bence.
Romanlara daha çok sığınmalı, daha fazla irdelemeliyiz gibi geliyor. Aslında hepsi bizi anlatıyor çünkü.
Ve öz unutulmamalı.
Gelenekselcilik doğru anlaşıldığında kötü bir şey değil, bilakis zaman zaman özendirilmesi gereken bir şeydir.
Buna alakasız neden değindim? Çünkü gereksiz modernize kalıplara ve modernliğin gözünü çıkartmaya ayar oluyorum.
Hele de mevzu din ve inanışlarsa, buralardaki modern düzenlemelere ve bakış açılarına işeyesim geliyor.
Şimdi söyle bakalım en arkadaki nerde kaldım en son?
Ha, bana mutluluğun resmini çizebilir misin Atakan?

Amacım mutluluk demagojisi yapmak ya da mutsuz bireyler yetişiyor lililili diye ortalığı ayağa kaldırmak değil. Aslında konuyu irdelersek, dipteki fikir mutsuzluk da değil. Konu oraya geldi sadece. Bu blogda konu ne zaman nereye gelecek hiç belli olmaz.

Benim en sık istediğim şey yazmak mesela. Ve bu cool bir uğraş gibi görünsün, vay efendim parçalanmadık edebiyat kalmasın imajı yaratmak için falan değil. Ayrıca gerçekten böyle bir imaj edinenler varsa o kafaları çok merak ederim cidden.
Ne bileyim. Çok basit olacak yine ama sıfır amaç güdüyorum.
Belki o yüzden bir kitabım yok hala.(Dil çıkaran smiley)
Ah ulan edebiyatı diz üstünde yapmak vardı!

Her şey üzerine konuşup, düşünüp, yazmak. Yani demek istediğim şey, ben burada oturup sarı bezden girdim ya misal; ordan yardırıp, gayet de sağlam bağlantılar kurarak her geçen gün giderek örselendiğimize, ötekileştiğimize kadar uzun uzuuun yazabilirim.

İstekten kastım bu.
Ha daha önemli işlerin yok mu kızım senin derler adama misal, ne saçma şeyler üzerine düşünüp yazıp duruyorsun. Değişik mi görünmeye çalışıyorsun vs.( En sinir olduğum sataşma biçimi. Var öyle sosyopatlar. Yolda görsem tanımam anasını satayım, SANANE LAN)
Ama Rowling de oturdu kendince saçmaladı ki başlangıçta bence öyle düşünmüştür. Napıyorum lan ben şeklinde. Ölüm yiyenden girdi, ruh emiciden çıktı. Böcürt falan dedi. Aha sıyırmış diyebileceğiniz tarzda şeyler uydurdu ve paranın gözüne vurdu.
Çünkü bağlantıları ve tüm o şeyleri kullanış biçimi, hikayeleştirişi fevkalade idi. Kıssadan hisseler bile vardı yer yer.

Demem o ki, bunca okudunuz ve hala sonuca ulaşmış bir şey yok -gibi görünüyor- di mi?
Kapanışları sevmiyorum.
Ya da hep Nick Cave yüzünden.

Nick Cave's - O Children


Baloncuk

Dikkat et, düşme