...Kötü bir alışkanlıktan başka nedir bir adam?

Kendimizi anlatmaktan geberdiğimiz, anlata anlata ise bitiremediğimiz -belki de bitiremeyeceğimiz- günleri yaşıyoruz. Çoğumuzun özneli nesneli yüklemli, tek solukta söylemeye kalksak hayatta beceremeyeceğimiz uzunlukta bi cümleden oluşan bir kariyer hedefi yokken, bunun için doğmuşum dediğimiz konularda ahkam kesmeye çalışıyoruz. Her yer delik deşik. Oysa daha düne kadar en büyük kariyer hedefimiz, bir sürpriz olmadan mezun olabilmek kadar sek ve hoştu. Kişisel gelişim kitaplarındaki cümlelerin giderek daha da komikleşmeye başladığını düşünüyorum.
Emir kipindeki bu gazman cümlelerin hepsi de uygulamada başarılması mümkün olmayan, ütopya atasözleri tadında.
İnandığın masallar gerçekten de birer şarkı oldular ve o albümde kaldılar.

Ben, birtakım konulara psikopatça takılan biriyim. Takılır, neden olduğunu, nasıl "bu kadar" da olabildiğini düşünür düşünür, umutsuzluğa kapılır ve herkesi bir anda harcayabilirim. Sonra bazılarının beni haksız çıkartması olasılığını severim. Öyle olduğunda bu yangın günde, güneş erkenden batar sanki. Şiirli, sanatlı, sazlı, sözlü olur anlatımım aniden (Lisedeki edebiyat hocam, benim, devrik cümle hastalığına yakalandığımı söylerdi).

Tam inanmaya başladığın bazı masallar yarıda kalır; ışıklar söner ya da uyuyakalınır genelde.
Demem o ki, insansanız, insan olarak dünyaya geldiyseniz, hele de bir de kadınsanız; çok çeşitli sıfatlarınız var bu dünyada. Önce eş olursunuz birine, sonra anne. Anne olamadıysanız, biraz da şanslıysanız diğer unvanınız bertaraf olmaz. Hayat arkadaşı denilen kavramın henüz helvası yenmemiştir.
Ama anne olamadıysanız eğer ve bu kez "Madem öyle işte kapı, bu da sapı" şeklinde yol verilmişse size, işte o zaman aşık olduğunuzu sandığınız adamla beraber her şeyi gömerken en kuytu köşelere, içinizde kocaman bir parça koparılmış, fırlatılıp atılmıştır.
Bizler aşkı, Cemal Süreya'dan, Turgut Uyar'dan ve daha nicelerinden öğrendik; okurken içimizde bir şeyler titredi. Önce aşık, sonra anne olduk. Olamadıksa da sağlık oldu. Bizleri bu yüzden silip atan adamların dillerine doladıkları aşk bizden değildir; dilleri kesile. Biz aşkı öyle anlamadık. Aşk hiç öyle olmadı.

** Yine "paragrafı iki parçaya ayırmak istesek, ikinci paragraf hangi cümle ile başlar?" sorusunun yanıtıymışcasına keskin bir cümle ile sosyal bi konu üzerine tepkimi dile getirdim. Öylesine..
Gelin görün beni aşk neyledi.

Imany-You Will Never Know


Leylayım, mecnunsunuz

Başlıksız post salçasız yemeğe benzer ve kimi zaman güzel olur.