Meftun

Bu ilk noktayı seviyorum arkadaş. Onlar da beni seviyor olacaklar ki bu kez kitaplarımın yanında en sevdiğim şeylerden yollamışlar, kitap ayracı. Hem de dört tane. Hem de fantastik dörtlüyü. Paketi açıp ilk önce şu aşağıda hepinizin tanıyacağı yakışıklıyı görünce zaten ay! dedim, ne sevimlisiniz ilk nokta.


Buradan da anlaşılacağı üzere asıl göstermek istediğim şey aldığım kitaplardı. Valla en çok özlediğim şey şöyle yayıla yayıla "sadece" kitap okumak. Aslında en çok özlediğim şeyi biliyorsunuz da ben buna da dikkati çekmek istiyorum.
Nihayet bir aralık bularak azıcık blogluyorum. Her zamanki gibi dünya meselelerinden bahsederek can sıkmayayım diyorum bu kez.
Çok unutkanlaştım ben blog. İnsan mp3ünü kozmetikte nasıl unutur. Oje aldım diye kendimden geçtim desem, değil. Uzuuun bir aradan sonra daha az önce oje sürdüm zira. O da artık eskisi gibi değil.
Yazmadığım gibi, okumuyordum da ne zamandır blog falan. Açayım dedim az önce, en sevdiğim blog kapatmış gitmiş:( Blog mevzusuna onunla başladım ben. İlk takip ettiğim blogtur. Bu nedenle adını da kalbime gömüyorum.

Şu sıralar belki de kimseye göstermeyeceğim ya da bir gün, bir şekilde hepinizin okuyacağı bir şeyler yazma peşindeyim. Çoğunlukla otobüste geliyor aklıma. Biri dürtüyor sanki ve peşpeşe sıralanıyor kelimeler. Doğru cevabı bilirsin de tutulup kalırsın, insanlar deli gibi senin iki dudağının arasına bakar ağlamaklı ve "hadi ama"ifadesi ile, hah işte öyle. Kimsenin bir tarafında olduğundan değil tabi, yalnızca aynalar. Hepsi aynı surat benimkiler, hepsi yorgun bu aralar çokça. Ve hepsi tuhaf oldukça.
Eskiden hıdırellez (böyle mi yazılıyordu bilemedim) benim için ne çok şey ifade ederdi aman yarabbi. Küçük dünyamın büyük değişiklikleriydi ne de olsa. Anneannemlerle Temenyeri parkına giderdik. Oradan akan bir dere vardı ve o günler inanılmaz kalabalık olurdu. Nedense mayıs ayı taa o zamandan beri sempati uyandırır bende. Pek çok şey taşlarla çizilen şekillerin masumiyetindeydi o zamanlar diyerek cümleyi tadında bir dramatiklikle sonlandırıyorum.
Şu an açıkçası tek istediğim şey pazartesi sınavımın olmaması ve babamla Antalya'ya gidebilmek olurdu. Fakat gelin görün ki her şeyin hayırlısı..

Bundan iki sene önce bir teoman konserine gittim hayatım değişti eheheh. Ama hakikaten, bazen küçük bir andır. Ya da upuzun boş bir ömür.

Ek olarak, alışverişin kadın bünyesindeki mucizevi etkisiyle bugün bir kez daha karşı karşıya kaldım. Bu mucizeye karşı çıkan herkesle tartışırım, kralı gelse tanımam. Hem nerden tanıcam ki lan. (Gülüşmeler..)

Slowblow-Aim for a smile

Abelard

Kırıntı