Che

Yahu ben bu erkeklerin mac anindaki konsantrasyonu ile gol anindaki sevincini ekmek arasi yerim. O mutluluk ne kadar da katisiksiz.

Farkettim de uzun zamandir kendi kendime konusmuyorum. Bunu henuz farkedebilmemin sebebi de, gecen zaman icerisinde kafamdaki dusunceleri sanki dile getiriyormusum, olcup biciyormusum gibime gelmesi. O kadar da inanmisim ki buna demek ki, tek laf etmemisim. Demem o ki uzun bir post olacak.
En son Uzayli ile bu kadar uzun ve soluksuz konustum. Daha dogrusu ben konustum, anlattim, o dinledi. Sonrasinda da ilk defa bu kadar uzun konusuyorsun dedi. Hakliydi. Sonradan bir baktim da konustuklarimiza, aslinda saglam sacmalamisim. 
Fakat buna cok ihtiyacim vardi.
Boyle zamanlarda biraz da gozyaslarimi tutabilsem..
" Aglamak guzel bir sey aslinda, toksinleri atiyorsun." der annem. Biz boyle avutuyoruz kendimizi.

Bu aralar kafami cokca kurcalayan bir mevzu var ki, kendisine karsi yapabilecegimiz hicbir sey yok. Olumden bahsediyorum. Dogumgunumun gecmis olmasi ve resmen 22 yasinda olmanin verdigi ezici duygu ile bu fikirler sik sik ziyarete gelir oldular teklifsizce.

Biraz da Uzayli ile olan son konusmamizdan sonra.
Uzerine buyuk bir olcu de White Rabbit.

Hayatiniza giren ve cikmayacaklarini dusundugunuz insanlarin da normal insanlar olduklarini, onlarin da digerleri gibi bir gun mutlaka gideceklerini farkettiginizde, her sey anlamsizlasiyor. Hani elinizdeki kalemi, kitabi, bardagi -artik her ne varsa- atip, kosup onlara sarilasiniz geliyor. Normal sartlarda dusundugunuz pek cok seye nanik yapiyorsunuz.

Bunlardan bahsederek icinizi karartmak ya da yasadiginiz anlarin icine turrrruuup sikmak gibi bir amacim yok. Fakat konusuyoruz surada, asmayin hemen oyle suratinizi.

Bakin mesela, sik sik da kucukken ailemle yaptigim tatilleri dusunur oldum. Daha 14-15 yaslarimdayken, ask olarak addettigim duygularla kurdugum deli dolu hayallerimi anar oldum. Boyle yamuk ve hafif titrek bir gulumsemeyle.

Yaslilarin eskiye olan ozlemlerini, sakladiklari fotograflarin gunden gune neden o kadar degerli oldugunu daha iyi anlar oldum.

Oyle de bir konustum ki, sanki 52 yasima geldim.


Gitme, yoksa icerim butun uyku haplarini dedim, yemedi. (Kirik gulusmeler..)
Bu aralar sarki soylememe dayanamiyor. Ne guzel soyluyormusum.
Ben cok guclu biriymisim, ondan daha guclu. Yalan soyleyemiyor. Ama ben kolay inanirim. Sarilip duruyorum. Hani diyorum belki yapisir kalirim, ayiramazlar. Abartmiyorum.

Sadece dusundukce, nefesim kesiliyor gibi oluyor. Durust olmam gerekirse bu cumleyi, oldukca 'overrated' bulurdum. Sirs artistlik icin kullaniyor butun bebeler derdim icten ice. Ama bu ne kadar gercekmis. Insani nasil utandiriyor.
Cok guzel anlari paylasiyorsun. Birlikte ne gunler deviriyorsun. Her sabah kalktiginda ilk onun yuzunu goruyorsun. Sonra birden gitmesi gerekiyor. Oylece. Alelade bir sebeple yani, no drama. Derken iste, bir sey soyleyecek oluyorsun o gunlerde. Her seferinde hickirik tutmus gibi kesiliyor cumlelerin. Uc noktali ya da beceriksiz kelimelerin oluyor. Birden aklina geliyor ve evet tam manasiyla nefesin kesintiye ugruyor bir an. Yalan degilmis lan o laf diyorsun. Ve en onemlisi sonrasina dair hicbir fikrin olmuyor. Her konuda bik bik oten sen, birden kafan duruyor. O gun yaklasiyor ve sen hala bir bok bilmiyorsun. Bilemezsin ki. Kim bilebilmis?

Demem o ki, " Gokyuzu kadar berrak olabilirdik Julia."

Bu sarkiya soyleyebilecek fazla bir seyim yok. 

Sana huzunlu kek yaptim, cay da var, icer miyiz? diyor adeta.






Kirilmadik bir sey kalmadi.

Harikalar diyarina trenle gidilir