Rererö

Her zaman şunu savundum, kelimeler en dikkatli olmamız gereken mevzulardan. Çünkü birine söylediğiniz kelimeler, kurduğunuz cümleler, orada kalıyor. Zihne kazınıyor. Kastettiğiniz her neyse o an hiç bir önemi olmuyor. Niyet falan siktir ediliyor. Tek bir gerçek oluyor, o da söylenilenler. Bunun ne demek olduğunu biliyorum. Dikkat ettiğimi de sanıyordum. Ama gelin görün ki duygusal yaratıklar oluşumuz bir yerde mutlaka bir açık vermemize sebep olabilebiliyor. Ha olmaması yine bizim elimizde ama bunu yapabilen var mı? Hiç açık vermemiş olanı alnından öpücem, söz.
Bazen tek bir kelime başlatır, tek bir kelime bitirir. Bu kadar pamuk ipliğinde bazı şeyler. Bu kadar piç.
Ama yapacak bir şey yok.
Ben bu aralar bundan sonra nasıl devam etmem gerektiğini düşünüyorum.
Aşkın en büyük şerefsizliği, en büyük aldatmacası, karşınızdakinin sizin için her şeyi yapabileceğine inanmanız. Bu ütopik düşünceye önce "Siktirsin lan ordan, her şeyi yaparmış, bak hele" gibisinden ciddiyetsiz bir tepki veriyoruz. Fakat o öyle sinsi bir aldatmaca ki, öyle gafil avlıyor ki bizi, içten içe inanmış olduğumuzu, ağzımıza sıçılınca anlıyoruz. Hani inanmamış olsak ağzımıza o kadar da sıçılamaz di mi ama.
Ama neticede,
Allah'ın dağında oturuyorum.
Her gün hava koşulları ne olursa olsun o 15 dakikalık mesafeyi ve özellikle yağmurlu havalarda türlü cambazlıklar yaparak geçmek zorunda olduğum o yeri yürümek zorundayım.
Aynı şekilde yine o mesafeyi, herkesin değilse bile birinin karşılıksız ve koşulsuz ve sadece beni düşünerek bir şeyler yaptığını ve benimle o mesafeyi katettiğini bilerek yürüyorum.
Daha doğrusu yürüyordum.
Artık o mesafeyi sadece bu şarkıyı dinleyerek ve hiç bir bok düşünmeden yürüyorum.
Hayal kırıklığı kötü bir şey arkadaşlar. Üstelik bu kırıklıktan tatmanız için hayal kurmanız da şart değil. Yani piç. Yani kıracaksa, kırıyor. Ön koşul yok. Çok pezevenk.

Sting gecesi

Macera dolu amerika