Gümbür

Şu Gülse Birsel'in yeni dizisi konusunda beklentilerim accayip yüksek. Bir kere söz konusu kişi Gülse Birsel. Ayrıca o nasıl bir ekip öyle. Bir ben yokum yau ehe. Jenerik de Nilciğimin, ee daha ne olsun di mi ama.
Bu blogun hali ne böyle hem. Azıcık yok olduk neler olmuş. Çok piç bu blogger da aslında, bakmayın. Geçen, işte en son postumu yazarken, bir baktım bütün yazı tipleri, bağlantılar bilmem neler kalkmış. Sadece yazıyorsun öyle. Bloggerın uygun bulduğu yazı tipiyle. Yani adamlar resmen, ya yeni görünüme geç ya da burda böyle kendi çapında takıl demişler. Adiler. Severdim sizi oysaki. Ben de mecburen geçtim tabi. Böyle emrivakilerden de hiç hoşlanmam.
Nasıl da yorgunum. Çabuk tarafından yatağa doğru yollanmaya bakıyorum.
Babama sorardım, iş hayatında kaçıncı yılın diye. 20 küsur bir şey söylerdi, şimdi hatırlamıyorum, hani şaşırırdım "Vay be o kadar oldu mu" derdim ama, yani.
İnsan haftanın yedi günü erken kalkınca daha iyi anlıyor bazı şeyleri. "Vay be" ile başlayan tepkilerim daha manidar oluyor.
Her sabah erkenden aynada suratıma baka baka kendimden sıkılıcam lan.
Bir de klasik soru vardır, "Her sabah uyandığında beni görmekten sıkılmayacak mısın aşkoom.."
Bu tabi aslında, karşı taraf sürekli "Hayır tabi ki" diyor ya, egomuz okşansın diye sırf.
O öyle "her sabah uyanıldığında görmedikten" sonra anlaşılmaz şıp diye. Yaşayıp göreceğiz.
Ben yarın Bursa'ya gideceğim inşallah. Donald Duck'ı bırakıp şurdan şuraya gitmem aslında da diğer tarafta da hayatımın öbür erkeği. Nası olacak o işler?
Neyse.
Bu şarkı ile Hazalimu beni benden alıyor, ben de hepinizi alıyorum.
Dinlemeden geçmeyin.
Bak görüyorum, yapmayın.
Öperim.

Ajda Pekkan-Seninleyim

Hiçbir şeyim olmasa da otobüs anılarım var

Filler ve küçük kızlar