Filler ve küçük kızlar

"Apır sapır konuşmak" diye bir deyim var ya hani, bana Memik Dede'den kalan, hah işte o deyimin canını severim ben.
Bugünlerde gözlerimin altından geçen altyazı aynen öyle.
Arkadaş APTAL MISINIZ.
Ya da neden bu kadar HADSİZSİNİZ mesela. (Hadsiz diye bile şarkı vardı ya lan, neyse.)
Hayır ben konuşuyor muyum? KONUŞUYOR MUYUM LAN! Sizle konuşurken de yüzüme bakın.
O yüzden de herşeyi söyleme hakkını bulurum, kimse kusura bakmasın.
Ben kendimi biliyorsam, neyin ne zaman söylenip söylenmeyeceğini ayırt edebiliyorsam, siz de yapabilirsiniz. Herkes yapabilir. Hadi amaa elleri göreyim.
Neyse, buraya kadar güldük eğlendik şimdi asıl meseleye gelelim.
APIR SAPIR KONUŞMAYIN.
O kadar diyeyim. Yoksa ağzınızın otunu çok fena vereceğim. Tak, sonsuza kadar gidecek ses.

Başım yine nasıl ağrıyor. Son bir tane sınavdan sonra, güzel bir cumartesi günü yine erken kalkıcam. Hatta ondan sonraki bütün güzel cumartesiler. Keza pazarlar da. Sırf hobi olsun diye.
O "hobileriniz" kısmı da hep germiştir beni. Kurcalarım kafamı ama sonra yine pek bir şey yazmam. Sebebi ise hayatımın atraksiyonu karşısında karşımdakilerin komplekse girmemeleri. Ben karşımda kompleksli insan görmek istemiyorum çünkü. Kapıdaki mavi sepete bırakın komplekslerinizi. Şanslı masa'da olmuş olsam ve "kompleks" kelimesini 3 kere artarda kullanmamı istemiş olsalardı yırtmıştım. Ben zaten laf ebeliğinden yırtarım hep.

Bugün okula giderken, arka arkaya dinlediğim üç şarkıyı, ileride bir senaryo yazarsam ve çekilirse kullanmaya karar verdim. Hatta senaryoyu şarkıların üzerine yazmaya karar verdim. Onlar neler burda söylemeyeceğim tabi şimdi. Yarın öbür gün bir anlamı kalmaz yoksa, gitmezsiniz bile filmime. "Filmden bir şey anlamadım ama müzikleri çok güzeldi." de demeyin yalnız, bozuşuruz.

Bu konuda ciddiydim ayrıca.
Yine de sistem çok ciddiye almıyor olacak ki, sınavda senaryomdan sormadılar.

Buzdolabının yanındaki masaya bir şarkı bıraktım. Soğumuşsa ısıtır öyle şeedersiniz. Yanına da laflar hazırladım.

Gümbür

Rocky friday