Kambur

"Ve ben söylemek isterim ki, her şeye ve herkese kayıtsızım. Değilmişim gibi davrandığım durumlar, yaşıyormuşum gibi yapma zorunluluğumdandır."

Bugün yine aynı dolmuşa bindik o amcayla. Ciddi işlerle uğraştığını tahmin ettiğim, insanlar ona bakmasa da mutlaka şöyle bir kaç saniye dolmuştakilerin gözlerine bakan ve en önemlisi de Anıttepe'den "Günaydın" diyerek dolmuşa binen bir adam kendisi. Tahmin edersiniz ki, her defasında cümlesi havada kalıyor. Ben öyle tahmin ediyorum. Sadece üç kere falan aynı sahneye denk gelmiş olmam tabi ki böyle bir çıkarım yapmam için yeterli değil. Fakat biliyorum. Eh, bazı şeyleri biliyorsanız, işler biraz daha zor bu aralar.
Bugün bir kez daha dolmuşun o kadar kalabalık olmamasını ve en arkada oturuyor olmamayı diledim.
Tabi bu arada bir sürü başka şeyler de geçiriyorum içimden, bir kısmını diliyorum. Yol uzun.

İnsanların artık "kendilerini" bulmaları için yeterli zamanları yok gibi gelmiyor mu size de?
Yani bazen insanları -kendimi de dahil- şöyle bir süre(yeterli bir süre ama bir şeyleri kaçıracak kadar da uzun değil) bir yere kapatasım geliyor. Hem ağzı dili olmayan ve her gün mütemadiyen ağzına sıçtığımız börtü böcek de rahat eder. Bugünkü trafik ve bir de Ankara'nın üstüne çökerek uzun bir zamandır yıkanmamış insan izlenimi veren sis, camdan görebildiğim kadarıyla caddenin kenarındaki ağaçları ağlatıyordu. Samimiyim. Gözlerinde gördüm bunu.

Diğer çoğu şeye karşı üzerimdeki kayıtsızlık, bu aralar ellerimi uyuşturan tek his.
Eskiden, yani bundan dört sene önce (çok da önceye gitmeye gerek yok), o andan dört sene sonrası hd kalitesinde bir görüntüyle kafamdaydı.
Şimdi ise acıktım. Ve geleceğe dair gözümün önüne gelen görüntü, yine, yarın acıktığımdaki halim.


*"Sondan sonra" baya hoşuma gitti bu arada. İyi oyun.
**"Koleksiyoncu" da çok iyi bir kitap. Neden bu kadar geç okudum diye düşünmedim değil.
************************ (sayfa sonunda ne çok yıldız vaaar..)



Hey

Uc laf bir adam