"It has been approved" deyip geçsek buna da?

Hayatı dönemlere ayırsak, her birinin adı dünyayı kurtarıyor gibi görünen fakat aslında sadece hayatımızı biraz daha daraltan, bizi biraz daha kısıtlayan, bütüne bir türlü uyduramadığım ve kimi kafamın giresicesi parçalardır.
"Vize dönemi" hayatımın en verimli kısımlarını parselleyen en afillisidir mesela. Ve okul hayatının başından beri kendi kendime fısıldadığım "bu bir geçiş dönemi, sonrası çok güzel olacak" iç sesi de bir boka derman değil artık. Kocaman bir avuntu olduğunu çoktan anladık.
En basitinden -ki benim açımdan asla o kadar da hafif bir sıyrıkla kurtulmuş sayılmıyorum- kitap okumamı kısıtlıyor. Bu dönemlerde, şöyle ağız tadıyla, kafam rahat ve tamamen kendimi yazarın ellerine bırakmış bir şekilde kitap okuyamıyorum. Eh dolayısıyla bir şeylerden zevk alamıyorum.
Dünyam daralıyor, sıkılıyorum.
Sonuçta bu aciz düşesin de, kimi zaman kendisini bırakıvermeye ihtiyacı var.
O nedenle cuma, bilmem kaçıncı özgürlük ilanımı yapıcam ve ne yazık ki şimdilik 'temelli' olmayacak.

Neyse.

Sabahları kaloriferin üzerine koyup ısınmasını bekledikten sonra giyilen hırkanın, kazağın falan verdiği mutluluk var bir de.
Tabi bu da şu an için çok uzun sürmüyor.
Ne diyelim, mutsuzluğa da varız.


Ders bir

Sesini bana verir misin Barbara?