Bir zamanlar ablukada

Geçenlerde içimden gelen bir şeyi, üzerine hiç düşünmeden yaptım. Kelimeleri, zihnimden geçtikleri an topladım sırayla, arka arkaya dizdim, yazdım. Hani tam "o an" kurulmuş olmalarının verdiği hafif çarpıklıkla beraber.
Sonra da söylediğim şeyleri düşündüm.
Hatta kalktım, onun yerine de düşündüm.
Tek başıma evcilik oynar gibi. Çay sehpasının bir sağına bir soluna geçtim. Ama aynı anda başarıyla, hem ev sahibi hem de karşı komşu olamadım tabi.
Olunmaz ki.
Olanla olunmaz.

( Biraz ruhsal çözümlemeler.)

Ama benim en yaman çelişkim tam da burda başlıyor zaten. Söz konusu hissettiklerim olduğunda, yanlışlar yok oluyor. Güliverin ayakları altında eziliyor. Küçücük şeyler çıkıyor ortaya.

Bir şey daha var.

Söylemek istediklerinizi söyleyebileceğiniz son bir telefon konuşması hakkınız varken, koduğumun bağlantısı yüzünden cümleleriniz hep;

...
- Ee, evet çünkü ben..
- Hımm peki, ya sen şu..
...
-Öyleyse..
-Dur bekle!
-Alo?!
...

olarak kalıyor ve son hakkınız da böylece elinizden uçup gidiyorsa, geriye pek bir şey kalmaz.
Hissettiklerinizden başka.
Ve zaman içinde söylenemeyen o cümleler, uzayarak olaya dahil olur ve hissettiklerinizi perçinler sanki.
Ama ne farkeder ki?
Ne de olsa sorumlu değilsinizdir onlardan. Canınız çektiğinde en şık kolyenizmiş gibi alır takarsınız boynunuza, çekmediğinde kaldırırsınız bir rafa. Unutursunuz hatta.
Buna rağmen en güzel kısmı, aslında hep oralarda bir yerde olduğunu bilmektir. Ya da en güzeli, hangisinin en güzel olduğunu bilmemektir.

Muamma, pervasızca gelip oturdu soframa. Yemek yedik, sohbet ettik. Alıştırdı kendini bana. Eti cin bile güldü buna. Sonra da tüm dünya.

Yakından bakarsanız görürsünüz.
Eskisi gibi değil lunapark..

Ondan konuşuyorum sabahtan beri.

( Beceriksiz bir ruhsal çözümlemenin daha sonu.)

Buraya kadar okuduysanız, burdan sonra vazgeçmeyin. Çünkü asıl söylemek istediklerim burdan sonrasındaymış gibi geldi bana.
Büyük Ev Abluka'da güzel bir grup. Şarkı sözlerini, evinizin en güzel yerine koyasınız gelir. Sonra da bir çay koyasınız.
Güzel insanlar.
Çook önceden de dediğim gibi.
Yeni yeni güzelleştirenler var. Sevmiyorum.

Küçük şeyler sevindirsin ruhunuzu, öperler.

Diriliş

Efsaneleştirmek gerekirse