Ethem dede

Ben ki, kafamdaki ve aslında çok sıradan bulduğum ama nedense gerçekleşmesi için her defasında mucizeler gerekiyormuş gibi allı pullu düşüncelerimle tanınırım.
Bu aldan puldan gözleri kamaşan insanlar, bana inanmayan gözlerle bakar ve şöyle der: " Ama işler öyle yürümüyor."
Nasıl yürüdüğüne dair bir fikri olan var mı peki?
Buna dair fikri olan tek adam da, omuzları çökmüş, yavaş yavaş çıkıp gidiyor sınıftan. Sonrası kuru kalabalık. Sonrası bir yığın adamın sessizliği. Sonrası iyilik, güzellik.

Ben de arka bahçeme gidiyor ve yanımdaki tek adama sesleniyorum nereye bakacağımı bilemeyerek.

Sıkılmışım da ondan.
Hem de nasıl lan. Bir anlatabilsem. Karşıma alsam birini, bak güzel kardeşim, etraf nasıl sıkıcı, boğuluyor gibi oluyorum zaman zaman. Bu devran böyle dönmekten hoşlanıyor gibi de gözüküyor. Gel senle biz, bir el atalım şu işe. Yetmezse atlayalım hatta. Bir koca tabak ıspanağı güzel kılan tek şeyi unutmuş olamazlar di mi, getir şu yoğurdu rica ederim!

Ayrıca yatalım hadi artık, geç olmadı. Ama olsun.
Yalnız önce bir sex and the city aforizması yapıcam ki, kafamızı duvarlara vuralım.

"if you are a successful and beautiful woman in this city, you have two choices; you bang your head up against the wall and seek for a relationship or you say “screw it” and have sex like a man"

Öperim hepinizi.

Cover

Tarih tekerlekten ibarettir