Boş şehirleri doldurunuz

Bir türlü yeterince yalnız kalamıyorum, bu durum sinirimi bozuyor gibi. Tabi ihtiyacım olduğunda. "Leave me alone" kafasında değilim devamlı.
Ben de ne zamandır okumak istediğim kitaba başladım. Nedense yazarların konuşmaları batmıyor.
Eğer şu an 30'lu yaşlarına yaklaşan, işi gücü yerinde, hayatını oturtmuş sayılabilecek fakat yalnız bir kadın olsaydım, çok acayip atraksiyonlara kalkışabilirdim. Durumlara göre, şöyle kendi halinde kalabilmiş ve kesinlikle denize nazır küçücük, el kadar bir yere yerleşirdim.
Ha genelde, kafalardaki 'dönemlik' klişelerdendir ama ben cidden öyle hissediyorum.
Ama ordan da dünyaya yetmek isterdim mesela. Gönlümce kafa bulabilmek mesela klavye başında. Öldüğümde arkamdan klavye delikanlısı desinlerdi, ne çıkar.
Yazar, eleştirir sonra kıh kıh gülerdim içimden içimden.
Bazı konulara hala kafam takık olurdu ne de olsa. Sessizken daha iyi, daha fazla, daha uzun düşünür düşünür sonra da sokayım bu işe derdim. Eheh kesin.

Öğrenciliğimin son senesindeyim sanırım. Bunu bir akademik dönemime baktığımda, bir de etrafımdaki bazı insanların çoktan bu havaya bürünmüş olmasından çıkartıyorum.

Ben gelmeden önce anneme, bu insanlardan bıktım yeni insanlar istiyorum gibisinden bir cümle kurmuştum bir gece sohbetimiz esnasında. O da bana, ne yazık ki yeni insanlar da sadece bir gün yeni. Sonra hepsi, aşina olduğun ve her geçen gün eskittiğin insanlar dedi.
Ben naptım? Bu sözün üzerine öptüm pamucuk yanakları.

Çok konuşan insanlar en sevmediğim sanırım. Özellikle yolculuklarda. Yani illa şehirdışı yolculukları olmak zorunda değil, kıytırık bir beytepe yolu da buna dahil mesela. (Kıytırık oraya olmadı tabi, küçümser gibi.) Çünkü günün en sevdiğim saatlerinin o yol esnasında kendi kendime kaldığım anlar olduğundan bahsetmiştim. Annem hemen hemen pek çok konuda olduğu gibi onda da şahane bir insan. Hiç bir zaman öyle çok konuşan, ağzı kalabalık bir kadın olduğuna şahit olmadım. Hiç bir zaman ilkokuldaki sevimsiz anneler gibi devamlı arkamdan koşturup benim adıma konuştuğuna şahit olmadığım küçüklük zamanlarımdan da anlamalıydım hayatımın annesi olduğunu eheh. Bak ben özlemişim ha. Valla. Konuyu nasıl da O'na bağladım.

Bu aralar bir şey var.
"Ay şuram ağrıyo" gibi. Bir tarafım eksik gibi. Ne ki o ya? Ağlıcam. Bulun onu bana.
Bir de sabahtan akşam sularına kadar çok mutluydum.
Canım ailem izledim zira. Benim mutluluklarım çok tutarsız.
Hikayelerimin de saçı sakalına karışmıştı zaten.


JJ

Deyiş