Kadın hüzünlü şarkıları çok iyi söyler

Bugün elime ne geçti? Açıkçası benim hiç aklıma gelicek bir şey değil. Zira tüm karnelerim tamam da kreş karnemin olduğunu bilmiyordum. Bu hayatımla ilgili atlanmış önemli bir detay. Hani ilkler önemliydi, unutulmazdı. Belki o karnedeki değerlendirmeleri göz önüne almış olsam şu an bambaşka biri olurdum. Ya da doğum tarihimin iki sene geç, yani yanlış yazılmasının farkına varır ve başlangıç için ne kötü der, kaale almazdım.

Bazı şeyler ne kadar hüzünlü di mi.So blue. Çocukluk da onlardan biri. Tüm geçmiş. Farkına varamadan geldiğim bu nokta, makinelere bağlı bir yaşamı destekliyor ve diğer bütün her şeyi reddediyor gibi.

Ankara'da yaşadığım şu son üç yılda, hayatımda pek çok şey değişti. Hayatımı güzel kılan pek çok şeyi keşfettiğim gibi, pek çoğunu kaybettim. Kaybetmekten bahsedelim biraz, "kazanan yalnız"mış çünkü. Bu gece yalnız olmak istemiyorum.
İnsanlar değiştiğini gördüm. Temelli ve alışık olmadığım bir hızda. Akla hayale gelmeyecek olayların sadece filmlerde olduğunu, hayatta her şeyin her an akla hayale gelebilir kabul edildiği bir kurguyla karşılaştım. Her türlü halimle, otobüste zırıl zırıl ağlayan, makyajsız, rötuşsuz ve herkesin gözü önünde.
En sevmediğim sabah vakitleri, artık birer armağanım oldu. Otobüste geçirdiğim vakitler, koltuğunda yaylanıp yatan ve tek sorumluluğu istediği gibi olmayan sahnelerde gözlerini kapatıp, bir süre sonra tekrar açması gereken bir yönetmen gibi hissettiriyordu bana. Zihnim bomboş. O maksimum bir saatlik süreden sonra, kayboluyordum çünkü. Düşünmekten yorulan beynim, etraftaki diğer her şeyi algılamayı reddediyordu.
Yaşadığım hiçbir şeyde, bir diğeri için hazırlıklı değildim. Ve şu an oradan her ne kadar öyle de gözükse, burda beylik bir laf etmeyeceğim.

Demek istediğim şu ki; 21 yaşındayım ve şu ana kadar ki en büyük pişmanlığım, ilkokuldaki heyecanlarımı etrafımdaki çocukların ya da yakınımda duran arkadaşımın anlamasını beklemek. Bu beklentiyle belki ona ya da onlara biraz kötü davranmış, saçlarını falan çekmiş olmam.
Mutlulukla ilgili öğrenmesi gereken pek şey kalmayan bir kaç insandan biriyim. Ama birilerini kurtaracak kadar da yaşamadım henüz. Bir kadının ömründe, kurtardığı bir kaç erkek olmuştur ya muhakkak, ondan diyorum. Ailemden ayrıldıktan sonra, gerçek anlamda yalnız olmak ne demek bunu öğrendim. Ki burası önemli. Çünkü öyle anlara ilk adımınızı attığınızda, yalnızlık kavramınızı yeniden gözden geçirirsiniz. Ne zaman bu kadar yalnız kalmıştım en son der, hatırlayamazsınız. Click'de diyor ya, "Aile her şeyden önce gelir." diye.Öyle.
Sonra pek çoğu çekip gidiyor. Size kalan tek şey siz oluyorsunuz. Üstelik böyle olmasını isteyen ve bunun için yalvaran insanlar tanıdım. Öyle olduğunda ise, her zamanki gibi henüz değil bakışlarıyla kalakalırlar.
Sonra her şey bitiyor. Tüm o içinizdeki telaş. Mutluluğun hüzünle koridorunuzda çarpışması, kırılan parçalarınızı yerden toplamaları falan, her şey. Bir siz bir de herkes kalıyor. Bir bakıyorsunuz herkes olduğu yerde duruyor.
Bazı kadınlar tüm bunlara rağmen, iki lafı bir araya getiremez belki ama hüzünlü şarkıları çok iyi söyler.Sanki kastediyormuş gibi.

Tumblr'ın hatırlattığı bir sözü buraya bırakmak istiyorum son olarak;

"Sokak köpeklerine selam vermek, adam olmaya çeyrek var demektir." der Sadri Alışık.
Bu bana bir şey hatırlattı da:)





tumblr gibi tumblr kadar

Düştüm