Just in case

Gece gece annemle burçlarımızın ünlülerine bakıp sidik yarıştırdık.Sonra olaya babam da dahil oldu,çok da iyi oldu çok da güzel oldu.
Sıcak arkadaşlar,yapıcak bişi yok.Yapıcak daha iyi bişi bulamadık o an.Halimiz çok fena.Bi de akşam ajansında kadın demez mi,önümüzdeki hafta bu günleri arıcaz diye.Lan.LAN! Bu günleri de mi arıcaktık ulan!
Alaska'ya work and travel a gidicem.Rest in peace diyesim geldi.Sanki hepimiz oraya taşınsak bi süre için dünya barışı dileklerimiz gerçek olucak,huzuru bulucaz gibi.
Bir de bugün,kitap okurken,aklıma alakasız bişi geldi.Bende,geçmişe dair aptal bi özlem oluyor ki bazen,durduramıyorum.Geçmişle aramızdaki göbek bağını çok iyi kesemiyorum.Aslında bu annemin bi nevi yaradılıştan gelen bi özelliği.Bana noluyosa.
Kitabı okurken,bi zamanlar kütüphaneden kitap almıştım,arasından anahtar çıkmıştı.Günlük anahtarı gibi,küçük.Hatta kitap "Prens"ti.O aklıma geldi.Sonra o dönemime bi özlem duydum.Sonra kitabı kapattım (evet,içine etti bu düşünce kitabımın) ve gittim fotoğraflara baktım.Daha da eskiye.
Özlediğim insanlar var.Hallerini,hatırlarını bile soramıyorum ama.Çünkü değişik zamanlarda yaşıyoruz.Bazen,olmuyor.
İşte en kötüsü de bu.İçinizdeki o cız eden yerler.Cız ettiğinde konuşamamanız.Sadece hareketsizce karşınızda duran gözlere bakıp,kafanızdan geçen onlarca düşüncenin gürültüsüyle,öylece,saksı gibi oturmanız.
Bir de,bi şehirde,her geçen zaman biraz daha yalnız kalmanız.Bir kişi eksilmeniz.Kendi kendine konuşmanız ve sizi deli sanmamaları.
Hayır,melankolik değilim.Nolur yazı dilinin aldatıcılığına kapılmayın.Sadece şu serin olan bi kaç saati değerlendiriyoruz balkonda ve iki lafın belini kırıyoruz huzurla,tatlılıkla.


write here right now

Mozart and the Whale