Hayal birden ikiye,beni duyuyor musun?

Koştura koştura çok uzaklara gittim,nefes nefese kaldım inanır mısınız.Birilerine benim için sıradan olmayan bişi anlatırken,o zamanları öyle bi yaşıyorum ki,gözümün önündekileri,hatırladıklarımı o da görmüş gibi olsun diye kelimelere yükleniyorum da yükleniyorum.Ama hafızanın canını seveyim.Yaşanmışlıklar bu yüzden güzel a dostlar.Anlatmakla olmaz yaşaman lazım klişesinin de hastasıyız.
Şu hayatta yapmadığım bişi için pişmanım gibi.Pişman demeyelim de,yapsam nolurdu diye bi merak içerisindeyim ki bu pişmanlıktan daha kötü bi duygu.
Şimdi istediğim kadar düşünsem de,kimsenin bilmediği bişeye sahibim.Bu öyle hafif bi sahiplik ki,tek başıma taşıyabiliyorum.
Bazen "işte şimdi" denilen anlarda,mutlaka söylemen gereken şeyi bırak,ağzını bile açamazsın.Ben o "işte şimdi"yi bi kaç kere yakaladım bi de.Yine de açamadım ağzımı.Bişi tuttu beni sanırım,şimdi düşünüyorum da.
"Kötü,iyinin eksikliği miydi? Tıpkı tuzlunun tatlının eksikliği,kederin neşenin eksikliği olması gibi bir şey miydi?" diyo Carl-Johan Vallgren,Bir Garip Aşk Öyküsü'nde. Benimki de böyleydi.Her zaman neşeli,her zaman iyi her zaman tatlı aslında çok eksik.Everything is ok iken hep bir şeyler ters gidiyo gibi gelir bana,hem de fazlasıyla.Olmalı arada,olur da.Üzülmeyen İNSAN var mı?
Şu hayatta sevdiğimiz pek çok şey;üzülen,mutlu olan,seven,aldatılan,yalnız,yardıma ihtiyacı olan ya da her şeye sahip insanların meydana getirdiği şeyler değil mi? İçini doldurduğumuz her boşluğa aslında imzamızı atmış olmuyo muyuz.İşte benim hayatımın bi kısmında koskoca bi imza var.Etrafında da irili ufaklı paraflar.
İmzasız bi belge resmi nitelik taşımaz ki,yazdığım onca şeyin bi imzayla noktalanması lazımdı ve öyle de oldu.Benim yazdığım bişeyin altına imzanı atar mısın? Attın gitti.Bissürü delilim de var,kimse bilmez.
O son hamleyi,düşündüğüm şeyi yapamadım.Evet.Şimdi böyle yazıp duruyorum.Sadece bazen düşünüyorum ben de,herkes gibi.Bunu yapmıyorum desem,hafızamdan şüphe etmeleri lazım.Henüz beynimi de aldırmadığıma göre.Demem o ki yaz yaz;bana sorsan bi hayat,kaleme sorsan adam sen de bi kaç saat işte.O hayatın içinde olmadın,bu bi kaç saatin içinde de yoksun iyi mi.Yani başa dönüp tekrar tekrar okusak,yine bişi bulamayız.Duyuyo musun?
Şimdi iyi geceler..

(Uyku da zamanın eksiklerini gideriyomuş,Mirkelam'dan öğrendim..)

'kadınım'

Senin gibi puştları müsait bi yerinden asmadığımız kabahat diye düşünüyorum.