daydream

Her gün hatırı sayılır bi yolculuk yapıyorum.Ha severim o ayrı da,bugün ayrıca sevdim.Oturduğum yer şahaneydi bi kere,hava da öyle.Hani şu güzel kokan hali,temiz temiz,yüzüne çarpınca hoş bi his bırakan.Bu keyfimin içine etme girişiminde bulundu biri camı kapayarak,hemen müdahale ettim.Hayır anlamam hiç,hava soğuk falan değil,içerisi kalabalık,o camlar neden kapalı olur! Ölümüne yoldayız imajı mı ne.Bu da anlamadığım ve sevmediğim bişi mesela.
Bugün bi çocukla annesi yürüyo,o sırada bizde ışıklarda durduk.Şunu düşündüm;anne ve çocuk arasındaki en belirgin fark aslında az sonra anlatacağım şey.Görünüşü boşverin.Fark şu ki,genelde çocuklar annelerinin elinden tutup yürürken biraz geride kalırlar-bunun sebebi küçümen ayakları da tabi-yüzlerinde etrafına mana vermeye çalışan bakışlar olur.Anne genelde önüne ya da karşısına bakar,arasıra aşağıdaki ufaklığı kontrol amaçlı bakışlar atar.Ama tüm bu bakışlardaki yaşanmışlık bellidir.O etrafa merakla değil,düşünceyle bakar.O sırada belki akşam yemekte ne yapıcağını düşünüyo.Yan tarafta ışıkta bekleyen otobüsler,değişik değişik arabalar ona sıradışı gelmiyo.Bugün,anlatmak istediğimi tam olarak özetleyen bi ana tanık oldum da fotoğraflayamadım işte.Şuan görsellerle destekleyemiyorum bilgileri.
Buarada sanırım başlayıp da devam etmediğim nadir işlerden biri go oldu hayatımda.Ama siz başlayın ve devam edin,güzel bişi ha cidden.

Sibel Alaş-adam

SSS

it's my pleasure