hometown

Böyle sık gidiş gelişler psikolojimi terbiye ediyo.Ben kişilik açısından çoktan seçmeli bi insanım,dolayısıyla psikolojimin anı anını tutmayabiliyo.Mesela eskiden uzun aralardan sonra Ankaraya gitmek bi garip hissettirirdi.Garip;burda kelime anlamının dışında da düşünülebilir.Björk'ün i love him diye seslenişlerindeki hissiyat gibi.Neyse işte,ama böyle sık sık olunca baktım adaptasyon sürem kısaldı.Hop ordayım,hop burda.Şuan burdayım,hometown.Yolda gelirken bi ayçiçek tarlasına gözüm takıldı,kuruydular ama hepsinin boynu bükük aynı yöne,hızlı geçerken araba baktım,aynen bi kitabın sayfalarını hızla çevirirken oluşan görüntü oluştu.Bu ayçiçek tarlasına özgü bişi değil tabi de,daha önce o kitap sayfalarını andıran bi görüntüyü anımsatmamıştı bana hiç bi tarla.
Neyse,ne diyoduk,şimdilik hometowndayız,oy kullanıcam burda,devrim yapıcam ehuehh.Sonra yine bi hafta ankara.Gelmeden önceki son iki günüm kinder sürpriz kıvamında geçti.Bu anları hafızamıza aldık,unutmucaz,attık beyne.
Yolda gelirken bi de az sonra göndereceğim şarkıyı dinlerken gözlerim doldu.Tam olarak 03:31'den sonraki müzikte.Ben bu şarkıyı ilk dinlediğimde böyle hem çok sevip hem hüzünlenmiştim.Sonraları dinlediğimde,genelde gözlerimi doldurasıya kadar hüzünlenmemiştim.Yolda oldu işte.Bazen olur öyle,dinlediğiniz mekandan ya da andan ötürü bi şarkıyı daha da seversiniz.O an ayrı seversiniz.Di mi olur..
Yolda annem mesaj attı.Haha hatun,ben gibi iki nokta kullanmış sonunda nası güldüm otobüste kendi kendime.Ben üç noktalık yerlere iki nokta tercih ederim genelde,dedim ee kimin annesi.
Ay ilk defa seyahat etmişim gibi,amma uzatmışım ha.
Neyse düşesten sizlere geliyo o zaman sevgili web günlükçüleri,burdan..

turn the page

welcome back