my stuff


Ben eşyalarına inanılmaz bağlı bir insanım.Evet.Eşyadan kastım aslında,şu yanda görmüş olduğunuz iki parça şey.Öyle demeyin.Beni bilen boynumda bu kolyeyle bilir mesela.Yalnız bu yazıyı yazarken de olduğu gibi,son zamanlarda korkuyorum kaybedicem,düşücek bişey olucak diye.E olabilir yani dimi,kolye ve yüzük en nihayetinde.Kayıplara karışması,sizi bırakması an meselesi ve bir o kadar da kolay.İşte o nedenle kızıyorum şuan kendime.Saçmasapan şeylere çok çabuk bağlanırım ben.Onca kıyafetten de mesela bişeye kafayı bi takarım,üzerimden çıkarasım gelmez.Hele bazıları var,mevsim nedir bakmadan giyesim gelir.Sevişirim bile onlarla ahaha.Hal böyle olunca,bir zaman sonra şöyle bir psikoloji oluyor;kendini daha bi rahat,daha bi mutlu hissetmek için o mutlaka üzerinde olmalı.Kolyemden falan bahsediyorum.Kıyafetlerimle henüz o derece bir bağ kuramadık,illaki içinde mutlu hissettiğiniz giysiler vardır tabi,o ayrı.Hani okula gidiyorum mesela,derste falan ya da yürürken elim kolyeme gitmiş ister istemez,şöyle bi ellemişim,hissetmişim mutlu olmuşum.
-Ordasın dimi,hah tamam orda kal..
der gibi.Kelimenin üç katı puan almak gibi işte.Biraz daha bokunu çıkarmak istersek şu duygunun,diyebilirim ki,şakır şakır yağmurun altında,hafif serinliği iliklerinize kadar hissederek,bach-pachelbel's canon in D major eşliğinde yürüyüp,huzur bulmak gibi.

Neyse işte,buaralar inanılmaz günler geçiriyorum ayrıca,Yann'ı görebilmek mi görememek mi,işte bütün mesele bu..
Finaller sonrası çok çılgın bir gece planlıyoruz hadi bakalım.Deli gibi dans etmek istiyorum mesela,bunun için ihtiyacımız olan şey ise iyi müzik ve siz dostlar:)
Bir kaç gün önceki halimden eser yok iyi mi,hepsi bu şarkının mucizesi;
*neler oluyor farkında değilim..*

karanlıkta

kuşları kovalayan kuş beyinliler