Saat üçe yirmi var



Güzel bir gün...

Sık sık böyle demek için bariz nedenler ararız.Aslında bakmayı bilen insanlara hayatın her anında bir armağan saklı olabiliyor.Herhangi bir anda yolda yürürken karşınıza çıkan biri hayatınızı değiştirebilir mesela.Çok film izliyormuş gibi bir izlenim verdiğimi biliyorum.Ama son zamanlarda hayatta her şeyin olabileceğine olan inancım her zamankinden kuvvetli.
Birini tanıdım ve ona kendimi anlattım.Hiç bir beklentimin olmaması gibi basit bir sebebe dayanarak kendime mutlu olmak için izin verdim.Bir süre düşündüm ve onu tanıdığım zamana zemin hazırlayan olayların tesadüften daha fazlası olduğuna karar verdim.Farkettim ki en önemli karşılaşmalar bedenler daha karşılaşmadan ruhlar tarafından yapılır.Ve bu tür olaylar duygusal olarak belli bir noktaya geldiğiniz an oluverir.Duygusal olarak ölmüş ve yeniden doğmaya ihtiyaç duyduğumuz anlarda.
Şuan birine bir yazı yazıyorum.Belki bir daha sesini tekrar duyamayacağım,benim için uzak bir anı olarak kalıcak birine...

Neden?
Bunu şuan düşünmüyorum,hem de hiç.
Çünkü güzel bir gün bugün.






Günün şarkısı: Jon Brion-Here we go





'10

sızı