Düşünmek...

Düşünmek kadar güzel bir şey yok.

İnsanoğlu olarak ayırt edici özelliğimizden biri de bu değil mi.

Kimi zaman,tek bir karesinden hayatın,kafam düşüncelerle dolar.Hayata dair bir yorum katar bana,belki hep kafamı kurcalayan bir sorunun cevabıdır;belki de yeni bir soru işareti olur.

-Bugün hayattan öğrendiğim bir şey var derim.

Fakat,bu ara sinirlerimi bozan bir konu var.Dedim ya,düşünmek güzel diye,düşünceleri paylaşmak da bir o kadar şahane.Ama biz bunu da abartıyoruz bazen.İnsanların birbirlerinden etkileşimi gerçeği var tamam;fakat o etkileşim bazen öyle bir boyuta geliyor ki,copy-paste!

Benim düşüncem,az önce kullandığım virgülüne kadar senin düşüncen oluveriyor.Düşünce evlat ediniliyor adeta,sahipsizmişcesine.Demem o ki;işin,birbirimizin düşüncesini benimsemek ya da düşüncelerine katılmak boyutuyla,az evvel sözüne ettiğim rahatsız edici kısmını ayırt edemez olduk.

Bir insanın,inanmadığı bir şeyi savunması kadar sinir bozucu bulduğum -bir kaç şey daha vardır ama bu konuyla ilgili değil- bir şey daha varsa,o da bu savunmayı yaparken inandırıcı olmaya çalışmasıdır:)

Yahu,herkesin bir düşüncesi var bu yeryüzünde.Bir o kadar da ahkam kesen.Tabiki bu zibilyon tane düşünce içerisinde aynısını savunan kişiler de var.Aynı düşünceye sahip olan yani.Ama düşünüş aşamaları,biçimleri;onu aktarmaları yani bir yeri illa ki farklı.O da bunu kişiselleştiren şey zaten.

Eee,peki senin derdin ne ki,"okuduğumuzu anlayalım" köşesine metinden bir cümleyi aynen yazıyorsun?



Bu konuda aynı düşünceye sahip olduğum bir kişinin durumu çok iyi özetlediğine inandığım bir sözü vardır ki,söylemeden geçemeyeceğim:



"İsterseniz yanlış düşünün ama her durumda kendi kafanızla düşünün."

Doris LESSING

Ahmak Islatan

Seninle Bir Gün